Uzm.Dr.Erkan HÜNER

Uzm.Dr.Erkan HÜNER

Share

Özel Hüner Çocuk Kliniği Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları

18/10/2022

Sevgili Hastalarım ve Arkadaşlarım,

Özel Hatem Hastanesindeki görevimden ay sonu itibari ile ayrılıyorum, Özel Hatem Hastanesinede birlikte geçen 8 yıl için ayrıca teşekkür ederim. Görevime 1 Kasım itibari ile Özel Hüner Çocuk Kliniğinde yeni bir sayfa açıyoruz. İlginiz ve alakanız için çok teşekkür ederim.

Saygılarımla

19/05/2021

Yeni markamızla bebek ve çocuklarımız için yenilikçi ürünlerimizle sizin için çalışıyoruz çok yakında ürünlerimizi sizinle paylaşmak dileğiyle...

LujoBear Design in Turkey

13/08/2020

Koronavirüs sürecinde çocuğunuzun aşılarını ihmal etmeyin

Koronavirüs enfeksiyonuna çocukluklarda çok sık rastlanmamakla birlikte, bazı durumlarda sonuç pozitif olsa bile belirti vermediği gözlemlenmektedir. Ancak bu, hastalıktan korunma tedbirlerinin göz ardı edilebileceği anlamına gelmemektedir. Nadir de olsa koronavirüsün çocuklarda zatürreeye döndüğü vakalar bildirilmiştir. Amerika’da 0-18 yaş arasındaki 2 bin 500 çocuğun takip edildiği bir çalışmada; bu yaş aralıklarında en fazla 15 yaş üstü ve 1 yaş altı çocuklarda koronavirüs görüldüğü ifade edilmektedir. Buna göre çocukların sağlığı konusunda da titiz davranılması önem taşımaktadır.

Çocuklarda koronavirüs belirtilerine dikkat

Çocuklarda koronavirüs sürecine akılcı yaklaşıp, erken davranmak önemlidir. Koronavirüsün semptomları erişkinlerde hızlı ilerlemektedir. Çocuklarda ve yetişkinlerde koronavirüse diğer enfeksiyonlara yaklaşıldığı gibi yaklaşılmalıdır. Çocuğun genel durumunun takip edilmesi gerekir. Örneğin 0-1 yaş arasında görülen ateş çok önemlidir. Çocuğun beslenmesi ve halsizlik durumu değerlendirilmelidir. Çocuklarda koronavirüs daha çok üst solunum yolu enfeksiyonu gibi görülmekle beraber, en büyük endişe çocukların evdeki diğer yetişkinlere virüsü bulaştırmasıdır. Çocuk sağlıklı görülebilir ama virüsü evdeki diğer bireylere taşıyabilir. Bu nedenle 20 yaşın altındaki bireyler için sokağa çıkma yasağı uygulanmaktadır. Çocukta ateş, öksürük, boğaz ağrısı gibi belirtiler varsa mutlaka doktor aranmalı ve bilgilendirilmelidir.

Kronik hastalığı olan çocuklara dikkat!

Çocuklarda da yetişkinlerdeki gibi kronik hastalıklar görülmektedir. Diyabet, kalp ve böbrek hastalığı olan çocukların bağışıklık sistemleri de zayıf olabildiği için bu konuda dikkatli olunmalıdır. Genel anlamda çocukluk döneminde koronavirüs enfeksiyonu hafif geçiriliyor olsa da dikkatli olunmalıdır. Bilimsel veriler takip edilmeli, Sağlık Bakanlığı’nın uyarıları göz önünde bulundurulmalıdır.

39 derece ateş ve genel durumda kötüleşme varsa hastaneye gidin

Çocuğunuzun sağlığı için ateş önemli bir kriterdir. Ancak ateşin derecesi ve nereden ölçüldüğü önemlidir. Eğer çocukta 39 derecenin üzerinde, titremeye nedene olan yüksek ateş varsa, genel durumu iyi değilse, çocukta beslenme sorunları varsa, belirgin bir ishal mevcutsa, öksürük krizi, nefes alamama gibi sorunlar varsa bu durum koronavirüsün alt solunum yolunu tuttuğu anlamına gelebilir. Bu nedenle önce çocuk doktorunun aranması ve bilgilendirmesi; sonrasında onun yönlendirmesi doğrultusunda hareket edilmesi gerekmektedir.

Koronavirüs döneminde aşı acil bir durumdur

Koronavirüs nedeniyle aşıların ertelenmesi söz konusu değildir. Amaç Covid 19 döneminden sonra başka enfeksiyonların yeniden baş göstermesinin önlenmesidir. Bazı aşılar zamanında yapılmalıdır. Örneğin verem aşısı bebeğin 60 ile 90. günleri arasında uygulanmalıdır. Gerek aile hekimleri gerekse pediatri uzmanları ailelere bu konuda çeşitli alternatifler sunmaktadır. Pek çok hastanede aşılar için sağlam çocuk poliklinikleri oluşturulmuştur. Aile hekimleri de aşı zamanı gelen bebekleri yoğunluğun olmadığı sabah saatlerinde kabul etmektedir. Evde bakım uygulamaları çerçevesinde aşılar uzmanlar tarafından gerekli tüm önlemler alınarak evde de uygulanabilmektedir. Aşı öncesinde aileler mutlaka pediatri uzmanlarıyla telefonla irtibat kurmalıdır ve onların yönlendirmelerine uymalıdır.

Koronavirüs sürecinde hayati önem taşımayan konular için beklenebilir ancak aşı acil bir durumdur. Aşı için hastaneye giderken, maske kullanılması çok önemlidir. Ancak burada da maskenin kullanımına dikkat edilmelidir. Maskeyi elleri yıkadıktan sonra takmak gerekir. Ayrıca maskenin sadece lastikli kısımlarından tutmak gerekmektedir. Maskeyi çıkardıktan sonra da eller iyice temizlenmelidir. Kullanılan bir maske bir daha kullanılmamalıdır. Hastaneye gelen ebeveynlerin buna dikkat etmesi gerekmektedir. Bebekler yüzlerinde maskeyi tutmak istemeyebilir. Maske açısından yaşı uygun olan çocuklara maske takmalı, aksi durumda küçük bebeklerin pusetleri yağmurluk ile örtülebilir. Hastanede aşılar hızlı bir şekilde uygulanıp aile bir an önce hastaneden evine gönderilir.

Emziren annede koronavirüs varsa…
Anne sütü bebekleri pek çok hastalığa karşı korumaktadır. Covid-19 antikorlarının sütle bebeğe geçmesi mümkün olabilir ama bu konuda yeterince çalışma bulunmamaktadır. Emzirmeyle Covid-19 bulaşmasına dair bir vaka tespit edilmemiştir. Bu durumda annelerin bebeklerini emzirmesinde bir sakınca olmamakla birlikte, damlacık enfeksiyonu yoluyla bulaşma olabileceği de unutulmamalıdır. Bu nedenle emzirmede bazı kurallara uyulmalıdır.

Bebeğe dokunmadan önce ve dokunduktan sonra eller yıkanmalıdır. Eller tek kullanımlık kağıt havlu ile kurulanmalıdır. Emzirilen ortamın sık sık havalandırılmasına dikkat edilmelidir. Emzirme sırasında solunum hijyeni uygulanmalı ve maske takılmalıdır. Covid- 19 olan bir kadın emzirme için çok iyi hissetmiyorsa, sütünü sağarak bebeğini güvenli yollarla besleyebilir. Anneler bu süreçte bol su içmeli, beslenmelerine dikkat etmelidir. Koronavirüs yenidoğanlar dahil herkes için bir tehlike oluşturmaktadır. Bu nedenle son derece dikkatli davranılmalıdır.

Evden çıkmayan çocuğa D vitamini verilebilir
Normalde sağlıklı beslenen, tüm besin gruplarından dengeli bir şekilde tüketen bir çocuğun gıda takviyesine ihtiyacı yoktur ancak evden çıkma durumu söz konusu olmadığı için D vitamini takviyesi kullanılabilir.

06/07/2020

Koronavirüs hastalarına karantina önerileri

Koronavirüsü hafif ya da belirtisiz geçiriyorsanız…

Yüksek ateş, kuru öksürük, nefes darlığı, vücut ağrıları, halsizlik, tat ve koku alamama gibi şikayetlerle ortaya çıkabilen covid 19, bazen çok hafif seyirli olabilmekte bazı durumlarda da hiçbir belirti vermemektedir. Bu durumda paniğe kapılmadan doktora başvurulması önemlidir. Gerekli tetkik ya da testler yapıldığında sonuç pozitif ise; uzmanlar tarafından değerlendirme yapılmakta ve tedavi planına karar verilmektedir. Öncelikle kişinin yaşı ve kronik hastalıkları olup olmadığı çok önemli kriterlerdir. Bireyin 60 yaş üzerinde olması ya da kanser, kalp, akciğer, böbrek, karaciğer, sindirim sistemi veya endokrin sistem ile ilgili problemlerin varlığı tedavinin yol haritasını değiştirmektedir. Ancak bu konuda herhangi bir problem görünmüyorsa ve hastalık yatarak tedavi gerektirmiyorsa, sürecin ev karantinasında devam etmesi uygun olacaktır.

Aile üyelerinin korunması çok önemli

Covid 19 pozitif bir bireyin aile üyeleri, iş arkadaşları ve yakın çevresi de hem daha önceki ilişki durumu hem de bundan sonraki süreç bakımından risk altındadır. Öncelikle hastanın yakın zamanda temas ettiği kişilere konu ile ilgili bilgi verilmesi önemlidir. Onlar da kendi durumlarını gözlemleyerek ya da tetkik yaptırarak olası problemleri ve hastalığın yayılmasını önleyebilirler. Bunun dışında aile üyelerine de test yapılmalıdır. Ailede ileri yaşta bireyler ya da kronik hastalığı olan bir kişi varsa mutlaka dikkat edilmeli, mümkünse aynı evde kalınmamalıdır.

Maskenizi sadece yalnızken çıkarın

Karantina sürecini evde geçirecek kişinin öncelikle odası kesinlikle ayrılmalıdır. Mümkünse tuvalet ve banyonun da ortak kullanılmaması iyi olur. Hane halkı ile aynı ortamda bulunmamaya özen gösterilmelidir. Evdeki hareketlilik sınırlandırılmalı, ev içinde karşılaşılması durumunda aradaki mesafe en az 2 metre olmalıdır. Evdeki herkesin maske takması önemlidir. Hasta kişinin bakımını üstlenen kişi N95 maske takabilir. Covid pozitif kişi ise maskesini sadece yalnızken çıkarabilir. Bu dönemde eve kesinlikle ziyaretçi kabul edilmemelidir.

Ev temizliği ve kişisel hijyen çok önemli

Hasta kişinin gün içinde temas edeceği, kullandığı, yemek yediği her eşya ve malzeme ayrı olmalıdır. Ev, düzenli olarak temizlenmeli ve havalandırılmalıdır. Özellikle elektrik düğmeleri, kapı ve pencere kolları, sık sık dezenfekte edilmelidir. Evdeki her birey, ellerini düzenli olarak yıkamalı ve kişisel hijyenine çok dikkat etmelidir. Öksürme ve hapşırma esnasında mutlaka tek kullanımlık mendil tercih edilmelidir. Maske, mendil gibi malzemeler çöpe atılırken de dikkatli olunmalı, iki kat torba ile sarılmalıdır.

Vitamin ve minerallerin iyileştirici gücünden faydalanın

Hasta ve yakınlarının antioksidan, vitamin ve mineral yönünden zengin gıdalarla beslenmesi gerekmektedir. Doğru ve yeterli beslenme, öncelikle genel sağlığın korunması açısından en önemli noktadır. Covid-19 konusunda yapılan bilimsel çalışmalar sonucu, destek tedavisinde 3 ana element öne çıkmaktadır. C vitamini, çinko ve D vitamini doktor kontrolünde uygun miktarlarda alınabilir. Tüm bunların yanında gün içinde bol su tüketilmelidir. Hastanın mutlaka istirahat etmesi gerekir, yeterli sürede ve kalitede uyku çok önemlidir.

Pozitif düşünce ve doğru bakım covidi negatife çeviriyor

Covid pozitif kişi, bu süre içerisinde olumlu bir bakış açısına sahip olmalıdır. Hastalığın ağır seyretmemesi önemli bir şanstır ve kişinin kendisine iyi bakması, stres ve kaygılardan uzak durması gerekir. Örneğin aynı evin içinde olunsa da aile üyeleri ile görüntülü görüşme yapılabilir. Gün içinde nefes ve gevşeme egzersizlerinden yardım alınabilir. Kişi okumaya fırsat bulamadığı kitapları bitirebilir, yeni filmler ve müzikler keşfedebilir. Yani bu sürecin en verimli şekilde geçirilmeye çalışılması önemlidir.

Hastalar eğer önerildiyse ilaçlarını almayı bırakmamalı, durumlarındaki değişiklikleri gözlemlemeli ve doktorları ile iletişim halinde olmalıdır. Bu süreç hasta kişinin testi negatife dönene kadar devam etmelidir. Covid hastasının yakınları da strese kapılmadan gerekli önlemleri alarak, hem kendilerini hem de sevdiklerini korumaya çalışmalıdır.

18/06/2020

Çocuklarda Güneşten Korunma

Güneş dünyamız üzerindeki hayatın devamını sağlayan çok önemli bir ışık kaynağıdır. Güneşten gelen ışınlar yer kabuğunun ısınması, mevsimlerin oluşması, bitkilerin fotosentez yapmaları ve insanların D vitamini üretmeleri gibi çok önemli olayların gerçekleşmesini sağlamaktadır. Bununla beraber son yıllarda ozon tabakasının incelmesi ile güneşten dünyamıza ulaşan zararlı ışınlar artmış ve bu nedenle güneşin istenmeyen etkilerine karşı önlem almak kaçınılmaz hale gelmiştir. Son yıllarda insanların daha çok güneşe maruz kaldıkları aktivitelerle uğraşmaya başlamaları ve ozon tabakasındaki incelmenin sonucunda cilt kanseri görülme sıklığında anlamlı bir artış saptanmıştır. Tüm cilt kanseri vakalarının %80'i güneşten korunma yolu ile önlenebilmektedir. Güneşin zararlı etkileri sadece cilt sağlığını değil göz ve bağışıklık sistemini de etkilemektedir. Güneş ışınları UVA ve UVB ışınlarını içermektedir. UVB ışınları yaz günlerinde daha yoğun olarak dünyamıza ulaşan, güneş yanıkları gibi erken dönem bulgularına ve cilt kanserine neden olan yüksek enerjili ışınlardır. UVA ışınları ise mevsimsel fark olmadan her zaman dünyaya ulaşan, ciltte lekenmeler, cilt kırışıklıkları, ciltte yaşlanma gibi geç dönem bulgulara yol açan düşük enerjili ışınlardır. Güneş, gözün merceği olan lens kısmında yangı yanıtı oluşturarak katarakta neden olabilmektedir ve ayrıca bağışıklık sisteminin gücünün azalmasına da neden olabilmektedir. Bu nedenlerle güneşin zararlı etkilerinden korunmak için önlemler almalıyız. Güneşten korunmak için ilk olarak alınması gereken önlem fiziksel olarak güneşten uzak durmaktır. Saat 11:00 ile saat 16:00 arasında herkes gölgede olmalıdır. Kumsal, beton ve deniz gibi yüzeyler ışığı yansıttıkları için gölgede bulunulsa bile ışınların halen cildimize ulaşabileceği unutulmamalıdır. Üç yaş altındaki çocuklar sürekli gölgede kalmalı, sadece sabah veya akşam, güneş ışınları dünyamıza eğik olarak ulaştığı dönemlerde güneşe çıkarılmalıdırlar. Altı ayın altındaki bebekler için mutlaka kolları ve bacakları örten kıyafetler seçilmeli, koyu gölgeden dışarı çıkarılmamalıdır. Özellikle çocuklar için geniş kenarlı şapka kullanılmalıdır. Cilt sağlığımız ve vücudumuzun elektrolit dengesi için her yaşta bol bol sıvı tüketilmelidir. Göz sağlığımız açısından UV filtreli güneş gözlüğü kullanılmalıdır. Çocuklarda güneş gözlüğü kullanılmaya başlanması gereken yaş konusunda üzerinde uzlaşılmış bir değer yoktur. Yenidoğan döneminden hemen sonra kullanılabileceğini söyleyen uzmanlar olduğu gibi güneş gözlüğünü iki yaşından sonra kullanılması gerektiğini iddia eden uzmanlar da bulunmaktadır. Özellikle güneş gözlüğü kullanılmıyorsa çocukların gölgede kalmalarına daha da dikkat edilmelidir. Cilt rengi koyulaştıkça cildin güneşe direnci arttığı için özellikle tatillerde ilk günlerde daha dikkatli olunmalıdır. Vücudumuzun D vitamini sentezleyebilmesi için haftada 3 gün 10-15 dakika güneşlenmek yeterlidir ve çocuklar için sabah veya akşam saatleri tercih edilmelidir. Bu sayede güneşin zararlı etkilerine maruz kalmadan yeterli D vitamini sentezi sağlanabilmektedir. Güneş koruma kremleri mutlaka UVA ve UVB'ye karşı etkili olmalıdır. Amerikan FDA kuruluşu tarafından, insanların cilt ve göz rengine göre güneşin zararlı etkilerine karşı hassasiyetlerinin sınıflandırldığı bir çizelge oluşturulmuştur. Bu çizelgede en az hassas cilt tipinde bile minimum 15 SPF (güneşten koruma faktörü) güneş kremi kullanılması önerilmiştir. Altı ayın altındaki çocuklarda güneş kremi kullanımının zararlı olduğuna dair herhangi bir kanıt bulunamamasına karşın güneş kremi kullanımı önerilmemektedir; altı ayın altında bebeklerin güneşe hiç çıkarılmamaları önerilmiştir. Ancak eğer altı ay altında bebek güneşe maruz kalacaksa az miktarda güneş kremi kullanılabilir. Güneş kremleri dışarıya çıkmadan en az 15 dakika önce kullanılmalıdır. Özellikle denize veya havuza girildikten sonra ve 2 saatte bir güneş kremi tekrar sürülmelidir. Su ile sık temas olacaksa suya dayanıklı ürünler tercih edilmelidir. Çocuklarda kullanılacak güneş kremi en az 30 SPF olmalıdır. Unutulmamalıdır ki güneşin hemen ortaya çıkan cilt yanıkları gibi zararları olduğu gibi tekrarlayan hasarlar sonucu birikim olarak ortaya çıkan cilt kanseri, ciltte yaşlanma, kırışıklıklar, gözde katarakt gibi geç dönem zararları da vardır. Bu nedenle özellikle çocuk yaş grubunda hasar oluşmadan önlemini almak izlenebilecek en iyi yoldur.

09/06/2020

Tüberküloz

Tüberküloz nasıl bir enfeksiyondur? Dünyadaki sıklığı nedir?
Tüberküloz hastalığı, Mycobacterium tuberculosis adlı mikrop ile oluşan bulaşıcı bir hastalıktır. Dünya nüfusunun üçte biri tüberküloz mikrobuyla karşılaşmıştır.

Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre her yıl yaklaşık 8,4 milyon insan bu hastalığa yakalanmakta ve 2 milyon insan bu hastalık nedeniyle ölmektedir. Tüberküloz ciddi bir halk sağlığı sorunudur.

Tüberküloz, en çok akciğerlerde olmak üzere bütün organlarda hastalık yapabilir. Organlara zarar verir. Tedavisiz bırakılırsa ya da kötü tedavi edilirse öldürücü olabilir.

Erken ve uygun tedavi başlanır, yeterli süre tedavi edilirse hastalar iyileşir.

Tüberküloz nasıl bulaşır?
Tüberküloz hastalığı, solunum yoluyla bulaşır. Hasta kişilerin öksürmesi, hapşırması, konuşması ile solunum yolu salgıları damlacık şeklinde havaya atılır. İçinde tüberküloz basilinin (mikrobunun) de bulunduğu bu damlacıkların solunması ile sağlıklı bireyler infekte olur. İnfekte olan her kişide mutlaka hastalık gelişmez.

Sokakta, dolmuşta, lokantada öksüren birisinden verem mikrobu alma olasılığı çok düşüktür. Bulaşma için genellikle verem hastası bir kişi ile uzun süre birlikte yaşamak gereklidir. En çok hastanın aile bireyleri ve yakın çalışma arkadaşlarına bulaşma olur. Tedavi ile bulaşma hızla sona erer.

Alınan basiller kişiyi hastalandırmaksızın vücutta saklı kalır ve vücut direncinin düştüğü bir anda hastalık oluşturur. Hastalık gelişme riskinin en yüksek olduğu dönem ilk iki yıldır. İlk iki yılda %5 sonrasında %5 olmak üzere, yaşam boyu hastalık gelişme riski %10’dur. Çocuklarda özellikler 5 yaş altındaki çocuklarda tüberküloz mikrobunu aldıktan sonra hastalık geliştirme riski erişkinlere göre çok daha yüksektir.

Bulaşma açısından en riskli kişiler kimlerdir?
TB bulaşmasının önlenmesinde, bulaştırıcı olgulara hızla tanı konulması ve tedavi başlanması önemlidir. En çok bulaşma, tanı öncesinde olmaktadır. Özellikle de şüphelenilmeyip tanı konulmamış bulaştırıcı TB olguları dışarıda ve hastanede bulaştırmayı sürdürmektedirler.

Bulaşma açısından en riskli kişiler hastayla uzun süre aynı ortamda bulunan aile bireyleri ve yakın çalışma arkadaşlarıdır. Kaşık, çatal, bardak gibi yemek gereçleri, giysiler, çarşaflar gibi eşyalarla bulaşma olmaz.

Tüberküloz hastalığı gelişimi için risk faktörleri nelerdir?
Vücut direncinin düşük olduğu kişilerde hastalık gelişme riski yüksektir. Bunlar:

Beş yaş altındaki çocuklar ve bebekler
Yaşlılar
Vücut direncini düşüren ek hastalığı (şeker hastalığı, kronik böbrek hastalığı, kanser, AİDS) olanlar
Organ nakli yapılan hastalar
İlaç ve alkol bağımlılığı olanlar
Bağışıklık sistemini baskılayan (kortizon gibi) tedaviler kullanan hastalar.
Verem aşısı (BCG) ne zaman yapılır? Tüberküloz hastalığından korur mu?
Verem aşısı çocuk yaş grubuna uygulanan bir aşıdır.
Doğumdan sonra 2. ayda 1 kez uygulanır.
Tekrarı gerekli değildir.
BCG aşısı çocuklarda özellikle tüberkülozun ciddi formları olan kanla yayılan (milier) ve beyin zarını tutan (menenjit) tüberkülozu önler. Erişkinlerde hastalık için koruyucu değildir.

Tüberkülozun ciddi formları olan menenjit ve milier TB’a karşı %86’ya kadar ulaşan bir koruma sağlar
Akciğer tüberkülozuna karşı %50 koruyucudur.
Hangi durumlarda BCG aşısı yapılmamalıdır?
Ateşli hastalığı olanlara,
Kızamık salgını sırasında (Kızamık aşısı yapılmamış olanlar),
İmmün yetmezliği olan hastalara,
Tüberküloz hastalığı geçirenlere,
Deri hastalığı olanlara (egzema vs.),
Kortizon grubu ilaçlarla tedavi görenlere,
Tüberkülin cilt testi pozitif olanlara.

BCG diğer aşılarla aynı anda yapılabilir. Canlı virüs aşılarıyla birlikte, aynı anda farklı kollardan uygulanabilir; birlikte uygulanmamışsa, dört hafta ara ile yapmak uygun olur.

Tüberküloz hastalığının belirtileri nelerdir?
Tüberküloz hastalığının belirtileri, genel yakınmalar ve akciğere özgü yakınmalar olmak üzere iki grupta toplanabilir. Genel yakınmalar, özellikle akşama doğru yükselen ateş, gece terlemesi, kilo kaybı, iştahsızlık ve halsizliktir. Akciğere özgü yakınmalar ise iki haftadan uzun süren öksürük, balgam çıkarma, değişken miktarlarda kan tükürme, göğüste ağrı ve nefes darlığıdır. Yakınmalar genellikle hafif başlar, yavaş ilerler. Hastalar bu yakınmaları başka nedenlere bağlayabilir ve doktora geç gidebilir. Bu durum hastalığın daha çok yayılmasına ve tutulan organın daha fazla tahrip olmasına neden olur. Bu arada hasta çevresine mikrop saçar ve daha çok kişinin enfekte olmasına neden olur. Bu nedenle özellikle iki haftadan uzun süren öksürük ve diğer yakınmaları olan kişilerin en kısa zamanda sağlık merkezine başvurmaları çok önemlidir.

Çocukluk çağında tüberküloz tanısı nasıl konur ve tedavisi nasıldır?
2-3 haftadan uzun süren öksürük, ateş, gece terlemesi, halsizlik, iştahsızlık, kilo kaybı gibi yakınmaları olan çocukta tüberküloz akla gelmelidir. Ancak bazen bu yakınmalar erişkindeki kadar belirgin olmayabilir. Tüberküloz hastalığı varlığını düşündüren yakınmaları olan çocukta, akciğer grafisi bulguları ve tüberkülin cilt testi de pozitif ise kuvvetle tüberküloz düşünülür. Çocuğun tüberkülozlu bir erişkinle teması olması da önemlidir. Tüberküloz düşünülen çocukta mutlaka aile taraması yapılmalıdır. Çocuk balgam verebiliyorsa balgam örneği ya da yutulan balgamları incelemek için mide suyu incelemesi yapılabilir. Çocuklarda tüberküloz tedavisi erişkinlerle benzerdir.

Tüberküloz hastası hastanede yatarak mı tedavi edilmelidir?
Her hastanın mutlaka yatırılması gerekmez. Ancak genel durumu bozuk, yaygın hastalığı olan, aşırı kan tükürmesi olan, ek medikal problemi olan, ilaç yan etkisi çıkan ve tedaviye uyumsuz olan hastaların hastaneye yatırılarak tedavi edilmesi gerekir.

Tüberküloz cilt testi (PPD) nedir ? Kimlere yapılır ? Nasıl yorumlanır ?
Tüberküloz cilt testi, tüberküloz basilinin hücre duvarından elde edilen ve antijenik özelliği olan bir proteinin, küçük bir iğne ile kol derisi içine uygulanması ve 2-3 gün sonra oluşan kabarıklığın değerlendirilmesi şeklinde yapılan bir testtir. Kabarıklığın oluşması tüberküloz basili ile karşılaşıldığını ve infeksiyon varlığını gösterir. Kabarıklık oluşmaması ise tüberküloz basili ile karşılaşılmadığı anlamına gelir.

Tüberküloz tanısı almış bir hastada bulaştırıcılık ne kadar sürer?
İlaç tedavisine başlandıktan sonra bulaştırıcılık hızla kaybolur. Eğer kullanılan ilaçlar etkili ise tedaviden 2-3 hafta sonra bulaştırıcılık büyük oranda yok olur.

Tüberküloz hastasının yakın çevresindekiler ne yapmalıdır?
Tüberküloz hastası ile temas halinde olan kişiler özellikle 15 yaşın altındaki çocuklar mutlaka Çocuk Göğüs Hastalıkları Doktoru ya da en Verem Savaş Dispanseri tarafından kontrol edilmelidir..

Yapılan kontrol sonrasında gerek görülen kişiler 6 ay süre koruyucu tedavi almalıdır.

Tüberküloz tedavisinin yan etkileri var mıdır? Yan etki çıkması halinde ne yapılmalıdır?
Tedavi sırasında yan etkiler ortaya çıkabilir. En sık görülen yan etkiler, cilt döküntüsü, kaşıntı, iştahsızlık, bulantı, kusma, karın ağrısı ve görme bozukluğudur. Bu durumların ortaya çıkması halinde ilaçları derhal kesmeli ve doktorunuza başvurmalısınız. Tedavinin temel ilaçlarından biri olan rifampisin, idrar, göz yaşı ve büyük abdesti turuncuya boyayabilir. Endişelenecek bir durum değildir.

Tüberküloz hastalığı iyileşir mi?
Tüberküloz kesinlikle iyileşebilen bir hastalıktır. İlaçlarını önerilen şekilde aksatmadan, yeterli süre içen hastaların hemen hepsi başarıyla tedavi edilir.

Tüberküloz hastalığı kimlerde iyileşmez?
İlaçlarını düzenli kullanmayan hastalarda iyileşmez. İlaca dirençli tüberküloz hastaları bilinen temel ilaçlarla iyileşmez.

Tüberküloz hastasının yapması gerekenler nelerdir?
Tüberküloz ilaçları her gün düzenli olarak alınmalıdır.
Tüberküloz ilaçları alırken, doktora danışmadan başka ilaçlar kullanılmamalıdır.
İlaçlara bağlı yan etki oluşması durumunda en kısa sürede doktora gidilmelidir.
Tedavi süresince düzenli kontrollere gidilmelidir.
Kadın hastalar, gebelik, emzirme, doğum kontrol yöntemleri ile ilgili durumlarını doktorlarına bildirmelidir.
Tüberküloz tedavisi başarısında beslenmenin önemi nedir ?
Sağlıklı kişiler için gereken düzenli ve yeterli beslenme tüberküloz hastaları için de geçerlidir. Tedavi başarısında temel olan ilaç tedavisidir.

Tüberküloz tedavisi sürerken çalışılabilir mi ya da okula devam edebilir mi?
Fiziksel durumu uygun olan hastalar, balgamlarında tüberküloz basili olmadığı gösterildiğinde, ilaçları düzenli kullanmak koşuluyla çalışabilirler ya da okula devam edebilirler.

08/06/2020

Uzun Dönem Emzirmenin Anneye Yararları

İlk 6 ay bebeklere sadece anne sütü
Dünya Sağlık Örgütü ve pediatri dernekleri, doğumdan başlayarak bebeklerin ilk 6 ayda sadece anne sütüyle beslenmesini önermektedir. Bebekler için anne sütü en iyi, en ideal ve en doğal besindir. Normal doğum haftasında dünyaya gelen sağlıklı bebeklerin besleme ihtiyacını tek başına 6 ay boyunca karşılayabilen anne sütü, bebeklerin ihtiyacı olan tüm besin maddelerini içeriğinde barındırmaktadır. Öte yandan, emzirmenin 6 aydan sonra uygun ek gıdalar eşliğinde en az 1 yaşına kadar devam ettirilmesi önemlidir. Yani 6 aydan sonra anne sütüyle birlikte ek gıdalara başlanmalıdır. Böylece bebeğe verilen ek gıdalar sayesinde damak tadı, katı besinleri çiğneme ve yutma fonksiyonları da gelişmektedir.

Hastalıklara karşı bağışıklığı artırıyor

Bebeğin ilk 6 ay ihtiyacı olan yağ, protein ve vitaminleri içeriğinde barındıran anne sütü içeriğindeki maddelerle bağışıklık sistemini güçlendirerek bebekleri hastalıklara karşı korumaktadır. İçeriğindeki yeterli su ve vitamin nedeniyle sıcak iklimin hüküm sürdüğü bölgelerde bebeklere su vermeye bile ihtiyaç yoktur. Vücudu her türlü enfeksiyondan koruyan anne sütüyle beslenen çocukların ilerleyen dönemde astım, alerji ve diyabet gibi hastalıklara karşı daha dirençli olduğu belirlenmiştir. Dünya tıp literatürlerinde bebekleri 2 yıl emzirmenin yararlı olduğu kabul edilmiş durumdadır.

Bebekleri uzun dönem emzirmenin yanı sıra bu durumun annelere de bir dizi yararları olduğu belirlendi.

Emzirmenin kısa dönem katkıları arasında doğum sonrası kanamaların azalması, kansızlık riskinde azalma, rahmin hızlı toparlanması ve adetlerin bir süre durması sayılabilir.
Emzirmeyi sürdüren annelerin, adet görmeleri durmakta ve tekrar gebe kalmaları söz konusu olmadığı için de yüksek riskli ‘preterm’ doğumlar oluşmamaktadır.
Gebelik şekeri geçiren annelerde ise pankreas beta hücrelerinde toparlanma, kan şekerinde, total kolesterolde azalma ve faydalı kolesterol (HDL-K) düzeylerinde artma gibi olumlu katkıları olduğu gözlenmiştir.
Uzun dönemde anne için de yararlı
Hipertansiyon, kan yağlarında artma, kalp hastalıkları, obezite ve inme gibi problemler uzun dönem bebeklerini emziren annelerde daha az görülmektedir.
Toplam emzirme süresi 1 yılı geçen annelerde tip 2 diyabet ve metabolik sendrom riski azalmaktadır.
Emzirmeyi uzun dönem sürdüren annelerde meme, yumurtalık ve endometrium kanserleri daha az görülmektedir. Meme kanseri riski % 22, yumurtalık kanseri riskinin ise % 30 oranında azaldığı belirlenmiştir.
Bebeğini bir yıldan fazla emziren annelerde iltihaplı romatizma (romatoid artrit) görülme olasılığı azalmaktadır.
Emzirme süresi 15 ayı aşan annelerde multipl skleroz (MS hastalığı) riskinde önemli oranda düşmeler olduğu saptanmıştır.
Tam net olmasa da uzun dönem emzirmenin depresyon ve kilo verme konusunda anneye olumlu etkilerinin olduğu düşünülmektedir.

22/05/2020
Want your business to be the top-listed Beauty Salon in Gaziantep?
Click here to claim your Sponsored Listing.

Category

Telephone

Address


Değirmiçem Mahallesi Maraşal Fevzi Çakmak Bulvarı MTT Rezidans No:78A Şehitkamil
Gaziantep

Opening Hours

Monday 09:00 - 17:00
Tuesday 09:00 - 17:00
Wednesday 09:00 - 17:00
Thursday 09:00 - 17:00
Friday 09:00 - 17:00
Saturday 09:00 - 12:00