DOĞADAN GELEN SAĞLIK
GÜVENİLİR GIDA SAĞLIKLI YAŞAM DOĞADAN GELEN SAĞLIK...
31/07/2017
22/11/2016
Doktorların Asla Söylemeyeceği, Kanserin Ardındaki Gizli Gerçek !!!
Kanserin gerçek nedenini bulan Nobel ödüllü Dr. Otto H Warburg, hastalığın nasıl alt edileceğini de net bir şekilde ortaya koyuyor. Fakat, bu gerçekleri duymamız pek de mümkün gözükmüyor.
Kanserin gerçek nedenini bulan Nobel ödüllü Dr. Otto H Warburg, kanserin temelinde yatan sebebin oksijen eksikliği olduğunu tespit etmiştir.
Oksijen eksikliği, vücudun asit seviyesinin yükselmesine neden olur.
Dr. Warburg ayrıca kanser hücrelerinin anaerobik olduğunu (oksijen ile nefes almadıklarını) bulmuştur; yani vücudun alkalin durumu gibi yüksek oksijen içeren durumlarda yaşayamazlar.
“Tüm normal hücrelerin kesin bir oksijen ihtiyacı vardır, ancak kanser hücreleri oksijensiz yaşar—bunun hiçbir istisnası yoktur. Bir hücreyi 48 saat boyunca oksijen seviyesinin %35’inden mahrum bırakmanız onun bir kanser hücresine dönüşmesine yol açabilir.”
Yediğimiz yiyecekler, vücudumuzda uygun pH seviyesini sağlamakta hayati bir önem taşır. pH dengesi, vücudunuzun tamamındaki sıvılarda ve hücrelerde asit ve alkali arasındaki dengedir. Vücudunuz, hayatta kalabilmek için, kandaki pH seviyesini hafif alkali bir seviye olan 7.365 noktasında dengede tutmak zorundadır. Maalesef, günümüzdeki tipik beslenme şekli işlenmiş şekerler, rafine edilmiş tahıllar, genetiğiyle oynanmış organizmalar gibi zehirli ve asit oluşturan yiyeceklerle doludur. Bu da, sağlıksız, asidik bir pH oluşmasına neden olur.
Dengesiz bir pH, hücresel aktiviteleri ve fonksiyonları kesintiye uğratabilir. Fazla asidik bir pH, kanser, kalp-damar rahatsızlıkları, şeker hastalığı, kemik erimesi ve reflü gibi birçok ciddi sağlık sorununa yol açabilir.
Vücudunuzu çok uzun bir süre asidik bir durumda bırakırsanız, bu yaşlanmayı da hızlandırır. Robert O. Young, The pH Miracle (pH Mucizesi) kitabında birçok sağlık sorununun yüksek asit seviyelerinden kaynaklandığını söylemektedir. Bunun sebebi, parazitlerin, kötü bakterilerin, ve (aşırı çoğalan kandida gibi) virüslerin asitliği yüksek ortamlarda büyüyüp çoğalabilmesidir. Halbuki, alkali bir ortam bakteri ve diğer patojenleri dengeler ve nötralize eder.
Dolayısıyla, pH dengesini sağlamak, sağlığınızı olabileceği en iyi noktaya taşımak için gereken en önemli araçlardan biridir. Aşağıda yer alan tarifi kullanarak sağlığınız için önemli bir adım atabilirsiniz.
YÜKSEK ASİTLİĞİ ÖNLEMEK İÇİN EV TARİFLERİ
Malzemeler: 1/3 çay kaşığı karbonat ve 2 yemek kaşığı taze sıkılmış limon suyu veya organik elma sirkesi
Hazırlanışı: Tüm malzemeleri karıştırın. Asit/baz kombinasyonu anında köpürmeye başlayacaktır. Köpürme durana kadar karbonat eklemeye devam edin ve bardağı yaklaşık 250 ml suyla doldurun. Hepsini bir kerede için. Bu ev tarifi pH dengesini sağlayacak ve vücudunuzda alkali oluşturan bir ortam yaratacaktır. Mide asidine de çare olacak ve kandaki aşırı asitliği engelleyecektir.
Referanslar: Amerikan Ulusal Tıp Kütüphanesi, pH Mucizesi: Diyetinizi Dengeleyin, Sağlığınızı Geri Kazanın, William Reed Business Media.
29/09/2016
Eğer Bunları Yaşıyorsanız Kanser Olabilirsiniz
Erken teşhisin hayat kurtardığı kanserle ilgili yapılan araştırmalar, toplumun büyük bir çoğunluğunun bu öldürücü hastalığın erken uyarılarından habersiz olduğunu gösteriyor.
Kanserin 10 Belirtisi Şöyle:
"1 - Açıklanamayan kilo kaybı. Birçok insan diet yapmadan kilo verdiği için mutlu olur ancak açıklanamayan kilo kaybı (yaklaşık 5 kilo) veya ani iştah kaybı kanserin en yaygın belirtilerinin başında geliyor. Bu belirti özellikle pankreas, mide, gırtlak veya akciğer kanserinde görülüyor.
2 - İnatçı düşük ateş. Bu özellikle lösemi, hodgkin lenfoma ve hodgkin olmayan lenfoma kanserlerinin ilk belirtileri arasında yer alıyor. Düşük ateş 37.6 ile 38.2 dereceleri arasını ifade ediyor. İnatçı düşük ateş ayrıca çok çeşitli enfeksiyonlardan da kaynaklanabiliyor.
3 - Artan yorgunluk. Daha önce hiç ihtiyaç hissetmezken, günde 3-4 saatkestirmeden duramıyorsanız, bu önemli bir kanser belirtisi olabilir. Özellikle kan basıncının düşmesine yol açan tüm kanser türleri ve löseminin belirtisidir. Yorgunluk ayrıca; kansızlık, uyku düzensizliği, kalp problemleri ve şeker, fibromyalji ve iltihaplı eklem hastalıklarından da kaynaklanıyor olabilir.
4 - Ciltte iyileşmeyen yaralar veya deride değişiklik. Deride oluşan asimetrik lekeler, lekelerin sıradışı renklerde oluşması veya lekelerin ortalama bir silgiden daha büyük bir alanı kaplaması, deri kanserinin en öldürücü şekli olan melanomanın belirtisidir.
5 - Yutkunma problemi ve kronik ses kısıklığı. Bunlar dudaklarda iyileşmeyen yaralar, sıradışı kanamalar, ağızda ağrı ve uyuşma, kronik gırtlak iltihabı, ağız kanserinin belirtileri olabilir.
6 - Ağız içinde oluşan pamukçuk benzeri yaralar. Bunlar tıp dilinde lökoplazi olarak adlandırılır. Bu beyazlekeler yanağın iç tarafında, dilin alt veya yan kısımlarında oluşur. Bu lekeler pamukçuğun giderilmesinde uygulanan yöntemlerle ağızdan kaybolmaz.
7 - İdrarda kan görülmesi. Bu belirtinin genelde hastalar tarafından ciddiye alınmadığını belirtendoktorlar, daha önce hiç görülmemiş bile olsa bunun hasta tarafından idrar yolu enfeksiyonuyla ilgili bir problem sanıldığını belirtiyor. Bu ihtimalle birlikte kanama, mesane kanserinin de belirtisi olabilir ve bir ürolog tarafından kontrol edilmesi gerekir. Mesane kanseri çoğuzaman artık tedavi edilemeyecek safhaya gelinceye kadar farkedilemez. Bunun nedeni de hastaların doktora gitmek için çok beklemelidir. Benzer şekilde dışkıda kan görülmesi de kolon kanserinin önemli belirtilerinden biridir. Ancak dışkıda kan görülmesinin farklı sebepleri de bulunmaktadır.
8 - Açıklanamayan ağrı. Bu, te**is kanseri veya kemik kanserinin erken semptomlarından biri olabilir. Tedaviye rağmen iyileşmeyen baş ağrısı, beyin tümörünün habercisi olabilir. Sırt ağrısı, kolon veya yumurtalık kanserini işaret edebilir. Doktorlar, sebebi bilinmeyen ağrıların en yaygın kanser belirtilerinden biri olduğunu belirterek, bu durumda hastaneye başvurulması gerektiğini belirtiyor.
9 - Vücudda şişkinliklerin oluşması veya derinin sertleşmesi. Göğüs ve te**is dahil çok çeşitli kanser türlerinin belirtisidir. Bunlar kanserin erken belirtisi olduğu gibi, kanserin son safhasına da işaret ediyor olabilir.
10 - Sürekli olan, sebebi açıklanamayan veya sıkıntı veren belirtiler. Doktorlar, "Vücudunuzda yolunda gitmeyen bir şey varsa ve uzun süre devam ediyorsa, bunun normal bir durum olmadığını bilin. Vücudunuzun sesini dinleyin. Erken teşhis sayesinde hayatınız kurtulabilir" tavsiyesinde bulunuyor".
29/09/2016
Kulağa Sokulan Soğanın Mucizevi Etkisi !!!
Soğanın faydaları saymakla bitmez desek yanılmış olmayız. Yemeklere lezzet katmanın yanında insan sağlığı için de oldukça faydaları bulunuyor.
Kokusuyla ve doğranırken gözü yaşartması nedeniyle birçok kişinin uzak durduğu soğan hakkındaki fikirleriniz, bu yazıyı okuduktan sonra değişebilir.
Kulak Uğultusu, Çınlaması ve Ağrısına Son
Vücut için en kritik organlardan biri olan kulak, bütün dengemizi sağlamamızı sağlamaktadır. Kulak uğultusu, çınlaması ya da kulak ağrısı ile boğuşuyorsanız soğanın cücüğünü ikiye bölüp kulağınıza tıpa gibi koyun. Bir kaç saate tüm sıkıntılarınızın gittiğini göreceksiniz.
Kokusuyla ve doğranırken gözü yaşartması nedeniyle birçok kişinin uzak durduğu soğan hakkındaki fikirleriniz, bu yazıyı okuduktan sonra değişebilir.
Kulağa Sokulan Soğanın Mucizevi Etkisi
Kulak Uğultusu, Çınlaması ve Ağrısına Son
Vücut için en kritik organlardan bir tanesi olan kulak, bütün dengemizi sağlamamızı sağlamaktadır. Kulak uğultusu, çınlaması ya da kulak ağrısı ile boğuşuyorsanız soğanın cücüğünü ikiye bölüp kulağınıza tıpa gibi koyun. Bir kaç saate tüm sıkıntılarınızın gittiğini göreceksiniz.
Ateş Düşürüyor
Yüksek ateşle boğuşuyor ve ateşinizi düşüremiyorsanız yine imdadınıza soğan yetişiyor. Ayak tabanınıza soğan dilimini koyun ve çorabınızı giyin. Kısa bir süre sonra ateşiniz düşecektir.
Nezleyi Gideriyor
1 tane soğanı çay ile birlikte kaynatın ve için. Yanında da tuzlu soğan halkaları yiyin. Şimdi de biraz uzanın ve istirahat edin. Kısa sürede iyileşmenize yardımcı olacaktır.
Yaraları İyileştiriyor
Bazı bitkiler yaraların hızlı bir şekilde iyileşmesine yardımcı oluyor. Bunların başında aloe vera bitkisi yer alıyor fakat her evde, markette bulunan birşey olmadığı için imdadımıza soğan yetişiyor. Soğan da yaraların hızlı bir şekilde iyileşmesine yardımcı oluyor.
Enfeksiyona Karşı Soğan
Vücudunuzda enfeksiyon kapmış bir yara varsa bir dilim ekmeğin üzerine kaynamış sütü dökün. Üzerine de 1 tane soğanı rendeleyin ve enfeksiyonlu yaranın üzerine bastırın. 2 saat boyunca o bölgede bekletin.
Güneş Yanıklarına İyi Geliyor
Güneş yanıkları için yoğurt kullanıldığı biliniyor. Soğan da güneş yanıklarını iyileştirmede oldukça etkilidir. Yanığın üzerine soğan dilimleri koyun ve yanığın soğanın suyunu çektiğine emin olun. Ardından da üzerine yumurta akı sürerek güneş yanıklarını tedavi edin.
06/09/2016
Evli Çiftlere Faydası Saymakla Bitmez!
Haftada bir tüketilen Nohutun sağlığa faydaları saymakla bitmiyor.
İştah açıcı özelliği olan nohut, aynı zamanda cinsel isteği ve cinsel gücü artırıp çiftlerin yüzünü güldürüyor..
Türk mutfağının vazgeçilmez bakliyatı nohutun sağlığa birçok faydası bulunuyor..
Bol miktarda nişasta ve azot içermesinin yanında bitkisel protein ile B vitaminleri, demir, kalsiyum, fosfat ve fosfor gibi mineraller açısından da zengin olan nohutun 100 gramı 360 kalori içeriyor..
Vücudu kuvvetlendirip zihinsel yorgunluğu gideren nohut, aynı zamanda cinsel isteği ve gücü de artırıyor..
Bu besleyici gıdanın haftada en az bir kez yenilmesini isteyen uzmanlar, yararlarını ise şöyle sıralıyor:
Her derde deva....
Şeker hastalığı yani diyabet gibi rahatsızlıkları önler..
Bağırsakta bulunan zararlı bakterilerin gelişmesini engeller..
Yararlı bakterilerin gelişimine katkıda bulunur..
Tansiyonu düzenlemeye yardım eder..
Vücudun bağışıklık sistemini güçlendirir. Hastalıklara yakalanma riskini azaltır..
İçerdiği fosfor nedeniyle kemik ve dişlerin yapısına katkıda bulunur..
Kemik ve dişlerin güçlenmesine yardım eder..
Mutluluk hormonlarına etki ederek, mutlu ve huzurlu hissetmenize katkı sağlar..
Yani depresyonu önler..
Hafızayı güçlendiriyor....
Büyümeye ve sağlıklı gelişime katkı sağlar..
İyi bir enerji kaynağıdır..
Kolesterolü düzenler..
Yüksek oranda kalsiyum, lif, potasyum, magnezyum, çinko ve demir içerir..
Kalbi korur, kalp ile dosttur. Kalp hastalıklarına yakalanma riskini azaltır..
Hafızayı güçlendirerek öğrenmeyi kolaylaştırır..
Sindirim sistemini rahatlatarak kabızlığı önleyici etkisi vardır..
Menopoz dönemindeki kadınlar için de faydalıdır. Bu dönemde sıcak ve ter basması gibi şikayetleri azaltır....
07/08/2016
Daily Mail Gazetesi Beyni Tüketen ve Öldüren 11 Gıda Maddesini Yayınladı.
Bu Maddeleri Tüketmek Adeta İntihar Gibi...
1. Şeker ve şeker ürünleri
Uzun süreli şeker kullanımı nörolojik problemlere sebep olur. Ayrıca hafızayı da zayıflattığı tespit edilmiştir. Öğrenme kabiliyetini zaafiyete uğrattığı da ifade edilmektedir. Bu sebeple şekerden uzak durmak gerekir.
2. Alkol
Alkolün karaciğeri iflas ettirdiği bilinmektedir. Ancak az bilinen diğer etkisi de beyni bitirip tükettiğidir. Sağlıklı düşünme yeteneğini zayıflatır, hafızayı da tüketir. Kısa vadede alkol bırakıldığı takdirde etkileri belli bir düzeyde onarılabilmektedir. Ancak uzun süreli kullanımlarda kalıcı hasarlara da yol açabilir.
3. Fast Food
Yakın zamanda Montreal Üniversitesi´nde yapılan bir araştırma fast food ürünlerinin beynin kimyasını değiştirdiğini ortaya koymuştur. Bu da depresyon ve anksiyete sorunlarına yol açmaktadır. Fast Food ürünlerinin içindeki katkı maddelerinin öğrenme bozukluğu, motivasyon eksikliği ve hafıza zayıflığına da yol açtığı kanıtlanmıştır.
4. Kızarmış yiyecekler
Bütün işlenmiş yiyecekler kimyasallar, katkı maddeleri, yapay tatlandırıcılar ve koruyucular içerir. Bunlar hem çocuklarda hem yetişkinlerde ciddi beyin hasarlarına yol açar. Kızarmış veya işlenmiş gıdalar beyin sinirlerini zedeler. Bazı yağlar ise diğerlerine göre daha zararlıdır. Doğadaki en toksik ve tehlikeli kızartma yağının ise ayçiçek yağı olduğu tespit edilmiştir.
5. İşlenmiş veya önceden pişirilmiş gıdalar
Tıpkı kızarmış gıdalar gibi işlenmiş gıdalar da merkezi sinir sistemine zarar verir. Bu da dejeneratif beyin bozukluğuna yol açar. İleriki yaşlarda Alzheimer´a neden olur.
6. Çok tuzlu gıdalar
Tuzun kalbe zarar verdiğini herkes bilir. Bilinmeyen şey ise tuzun içindeki yoğun sodyum beyne de zararlıdır ve düşünme yeteneğini zayıflatır. Zekayı da gerilettiği ispat edilmiştir.
7. Tahıllar
Tahılların hepsi beyin fonksiyonlarına zarar verir. Ancak bunun tek istisnası yüzde 100 tam kepekli tahıllardır. Yani tam tahıllar... Eğer çok tahıl tüketirseniz bu hızlı yaşlanmanıza da yol açacaktır
8. İşlenmiş proteinler
Proteinler kas yapıcıdır. Et ise en yüksek kalitede ve en zengin protein kaynağıdır. Ancak sosis, salam, sucuk ve benzeri gıdalar gibi işlenmiş proteinlerden uzak durulmalıdır. Doğal proteinler sinir sistemini yapılandırırken, işlenmiş proteinler tam tersini yapar. Yani sinir sistemini tahrip eder..
9. Trans yağlar
Kesinlikle her türlü trans yağdan uzak durulmalıdır. Trans yağlar bir çok ciddi soruna yol açar. Kalp sorunları, kolesterol ve obezite bunların en çok bilinenidir. Az bilinen ise beyne de oldukça zarar verdiğidir. Refleksleri öldürür, beyin işlevinin kalitesini düşürür. Ayrıca felç riskini de maksimum düzeye çıkarır. Alzheimer benzeri etkileri de uzun vadede ortaya çıkar.
10. Yapay tatlandırıcılar
İnsanlar zayıflamak için şeker yerine yapay tatlandırıcı kullanırlar. Bunların daha az kalori içerdiği doğru olsa da faydasından çok zararı vardır. Uzun kullanımlarda beyin hasarına ve zihinsel bozukluklara yol açar.
11. Nikotin
Nikotinin zararları saymakla bitmez. Beyinle ilgili olanına gelince... Vücudunuzun en önemli organı olan beyninize kan gitmesini engeller... Kan gitmezse oksijen de gitmez.. Bu da beyninizin yavaş yavaş ölmesine yol açar. Kılcal damarları tıkadığı için nörotransmitterlerin üretilmesine engel olur ve işlevini engeller... Bu da sinir sistemini tüketir.
27/04/2016
Acı Biberle Sütü Karıştırın !
Bahar aylarıyla birlikte, kış soğuklarından kalan gribal enfeksiyonlar yeniden hayatı olumsuz etkiliyor. Bahar alerjileri ile birleşen soğuk algınlıklarına bir de güneş çarpmaları ekleniyor. Ancak hava değişimine karşı vücudunuzu ve metabolizmanızı koruyabileceğiniz karışımların olduğunu biliyor muydunuz? İşte 12 karışım...
Havuç + Zencefil: Bağışıklık sistemini güçlendirir.
Elma + Salatalık + Kereviz : Kanseri önler, kolesterole iyi gelir, hazımsızlığa karşı etkilidir, baş ağrısını geçirir.
Domates + Havuç + Elma: Nefes kokusuna iyin gelir, cildi güzelleştirir.
Portakal + Zencefil + Salatalık: Cilde parlaklık verir, nemlendirir ve ateşi düşürür.
Acı biber + Elma + Süt: Kötü nefese karşı etkilidir, ateşi düşürür.
Ananas + Elma + Karpuz: Vücuttaki fazla tuzu dışarı atar ve böbrek taşı oluşumunu engeller.
Elma + Salatalık + Kivi: Cildi nemlendirir ve parlaklığını arttırır.
Armut + Muz : Kan şekeri seviyesini düzenler.
Havuç + Elma + Armut + Mango: Tansiyonu düşürür, toksinlere karşı direnci arttırır.
Üzüm + Karpuz + Süt: Hücre aktivitesini arttırır ve bağışıklık sistemini güçlendirir.
Papaya + Ananas + Süt: Metabolizmayı hızlandırır, cilde parlaklık verir.
Muz + Ananas + Süt: Vitamin ve mineral açısından zengin bu karışım özellikle hazımsızlığa iyi gelir.
27/04/2016
Sarımsaklı Bal Mucizesi
Pek çok hastalığın iyileşmesinde oldukça etkili olan bu karışım sarımsak ve bal ile oluşturulmaktadır.
Soğuk algınlığından yüksek tansiyona, iltihap, astım, yorgunluk ve halsizliğe, infertilite ve hatta kansere kadar birçok hastalığın tedavisinde kullanılmaktadır.
Bunun yanı sıra, kötü kolesterol düzeyini düşürmeye ve bağışıklık sistemini güçlendirmeye yaramaktadır.
Yaşa bağlı olarak veya genetik ve çevresel faktörlerle gözlerin görüş gücü düşüyor.
Görme bozuklukları arasında en çok miyop tarzı görme bozukluğu öne çıkıyor.
Uzmanlarda bu sorundan doğal yollarla kurtulmanın mümkün olduğunu belirterek şu tarifi veriyor:
MALZEMELER: 3 diş sarımsak, 10 çorba kaşığı bal, 200 gr. keten tohumu yağı, 4 limon.
HAZIRLANIŞI: Sarımsağı ince soyup öğütün ardından limonu soyup doğrayın.
Ardından sarımsak, bal ve keten tohumu yağını ekleyin.
Tahta kaşıkla iyice karıştırın. Cam kavanozla buzdolabında muhafaza edin.
Yemek öncesi 3 öğün 1 kaşık tüketin.
Sarımsak ağız kokusuna yol açtığı için çoğu kişi tüketmekten kaçınır.
Ancak sarımsak yendikten sonra dişler fırçalanırsa neden olduğu ağız kokusu önlenebilir.
Faydaları azımsanmayacak kadar çok olan sarımsak doğadan gelen mucizevi ve şifa kaynağı olan bir bitkidir.
Ancak sarımsak yendikten sonra dişler fırçalanırsa neden olduğu ağız kokusu önlenebilir.
Faydaları azımsanmayacak kadar çok olan sarımsak doğadan gelen mucizevi ve şifa kaynağı olan bir bitkidir.
Binlerce yıldır farklı kültürlerde birçok sağlık sorununa karşı alternatif bir reçete olarak kullanılmaktadır.
Sarımsağın bilindik en önemli faydaları, kötü kolesterolü kontrol altına almak, kalp sağlığını korumak, tansiyonu dengelemek olarak sayılabilir.
Fakat içeriğinde yer alan vitamin ve mineraller sayesinde daha pek çok sağlık sorununa karşı faydalıdır.
Fakat içeriğinde yer alan vitamin ve mineraller sayesinde daha pek çok sağlık sorununa karşı faydalıdır.
Sarımsak Neye İyi Gelir ?
Kalp Ve Damar Sağlığı: Yapılan araştırmalara göre sarımsağın total kolesterolü düşürücü etki yarattığı ispatlanmıştır.
Özellikle damarların enflamatuar ve oksidatif stresten korunmak için sarımsak önemli rol oynar.
Vücutta bulunan ve farklı hastalıklara yol açan serbest radikaller ile mücadele eder.
Damarları radikallere karşı korur.
Pıhtılaşmayı önler, içerisinde yer alan B6 vitamini damarlara zarar veren homosistein düzeyini düşürür.
Soğuk Algınlığına Karşı İyi Gelir: Sarımsağın bağışıklık sistemini kuvvetlendirici etkisi vardır.
Bağışıklık sisteminin fonksiyonel bir şekilde çalışmasını sağlar.
Bağışıklık sisteminin fonksiyonel bir şekilde çalışmasını sağlar.
Günlük 1 diş sarımsak yutmak soğuk algınlığı nedeniyle ortaya çıkan hastalıklardan korunmayı sağlar.
Ortaya çıkan hastalığın iyileşme sürecini kısaltır.
Beyin ve sinir hücrelerinde ortaya çıkan hasarı onarıcı etki yaratır.
Alzheimere Karşı İyi Gelir: Vücuttaki serbest radikaller yaşlanma sürecini hızlandırır.
Sarımsak tüketimi serbest radikaller ile mücadele ederek vücuttan uzaklaşmasını sağlar.
Yaşa bağlı olarak ortaya çıkan Alzheimer hastalığına yakalanma riskini minimuma indirir.
Zehirlenmelere Karşı İyi Gelir: Sarımsak zehirlenmelere karşı kullanılan ve oldukça etkili bir besin olduğu bilimsel çalışmalarla kanıtlanan bir bitkidir.
Zehirlenme nedeniyle hasarlanan organları tedavi edebilmek için sarımsaktan yararlanmak mümkündür.
Kemik Sağlığına Karşı İyi Gelir: Sarımsağın kemik sağlığını koruyucu etkisi vardır.
Özellikle menopoz sonrası ortaya çıkabilecek olan kemik erimesine karşı sarımsak ile önlem alınabilir.
İltihap Ve Bakterilere Karşı İyi Gelir: Sarımsağın tek başına bakteri ve virüsleri yok edici etkisi yoktur.
Ancak metabolizmayı bakteri ve virüslere karşı korur.
Virüs ve enfeksiyon kaynaklı hastalıkların oluşma riskini azaltır.
Vücutta doğal bir antibiyotik etkisi yaratır.
Uzun Yaşam İçin: Sarımsağı insan hayatını uzatan bir bitki olarak kabul etmek mantıksız gibi görünse de bağışıklık sistemini destekler.
Vücudu farklı hastalıklara karşı koruyarak gerçekten yaşamı uzatıcı etkisi olduğu kabul edilmelidir.
Yüksek perfor sarımsak genel anlamda vücut yorgunluğunu gidererek, yorgun kas ve organları rahatlatıcı etki yaratır.mans Sağlar:
Sarımsak yağı altı hafta boyunca kalp üzerine masaj yapılarak sürülürse yapılan egzersiz sonucu kalbin daha az yorulmasına yardımcı olur.
05/04/2016
Saçların Hızlı Uzamasını Sağlayan Öneriler
Saçların hızlı uzaması için sağlıklı bir saç derisine ihtiyaç var. Bakteri ve yağ oluşumunu engellemek için saç derini temiz tut, saçlarını düzenli olarak yıka.
Sağlıklı bir saç derisine kavuşmanın bir yolu da masaj. Saç kökündeki kan dolaşımını hızlandırmak için saç derine doğal yağlarla masaj yap.
Saç yapısı protein temellidir. Bol protein almak, E ve C vitamini ile destek vermek saçların hızla uzamasını sağlar. Et, balık ve meyve, sebze tüket. Protein, E ve C vitamini içeren saç ürünleri kullan
Saçların hızlı uzaması için günde 1,5-2 litre su iç. Hem saçların hızlı uzayacak hem de sağlıklı gözükecek.
Sıcak su, saç derisinde bulunan tüm yağı atar. Böylece saç beslenemez ve uzaması durabilir. Bunun yerine ılık su kullan.
03/03/2016
Bir Tek Ölüme Çaresi Yok !
İşte çörek otunun inanılmaz faydaları
Çörek otunun inanılmaz faydaları
Akdeniz Üniversitesi Tıbbi Farmakoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Coşkun Usta, çörek otunun alerjinin düşmanı olduğunu söyledi.
Çörek otunun eski çağlardan beri kullanılan bir bitki olduğunu kaydeden Prof.Dr. Usta, "Ölümden başka her derde deva olarak bilinir.
Çağımızın belası ve yanlış beslenmeyle artan alerjik hastalıkların en önemli ilacıdır.
Bu alerjik hastalıklar arasında alerjik rinit, egzama ve astım gelmektedir" dedi.
Alerjik hastalıkları bulunanları uyaran Prof. Dr. Usta, "Bahar aylarında burnunuz mu akıyor, gözlerinizde kaşıntı mı var, nefes almakta zorlanıyor musunuz, o zaman ilaç gibi bir gıda olan çörek otunu yanınızdan ayırmayın.
Astımı olan hastalar üzerinde yapılan çalışmalarda, bazı astım ilaçlarından daha etkili olabildiği bulunmuştur.
Astım hastalarının, mutlaka günde en az 2 kez 1 gram çörek otu kullanması gereklidir" diye konuştu.
Çörek otunun başka hastalıklarda da destek tedavide yararı olduğunu belirten Prof. Dr. Coşkun Usta, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Neredeyse çayınıza şeker yerine çörek otu kullansanız yeridir.
Çünkü ciddi derecede şeker düzeyini düşürmesi ve insülinin etkisini artırması nedeniyle şeker hastalığı ve beraberinde astımı olan hastaların en iyi ilacıdır."
"İçerisindeki timokin adlı madde, ileride ilaç olma potansiyeline sahip bir bileşiktir.
Çörek otu yiyerek vücudunuza ayrıca lizin ve metionin gibi önemli maddeleri, kalsiyum, fosfor ve demir, çinko, magnezyum, manganez, bakır, selenyum, B1, B6, folik asit de kazandırmış olursunuz."
Ayrıca Dr. Coşkun Usta, günde 1 gram iki kez çörek otu yiyerek, bağışıklık sisteminizi güçlendirip hastalıkları vücudunuzdan kovabileceğinizi belirtti.
03/03/2016
Metabolizmanızı Canlandırmak İçin Bunları Yapın
Diyetisyen Ezgi Topyıldız, diyet yaparken en çok karşılaşılan sorunun metabolizmanın yavaşlaması olduğunu belirterek, metabolizmayı hızlandıran besinler konusunda bilgilendirdi.
“Metabolizma; canlıda yaşamın sürdürülmesi sırasında gerçekleşen tüm kimyasal tepkimelerdir” diyen Diyetisyen Ezgi Topyıldız, “Her organizma; büyüme, gelişme, ısı, hareket, üreme gibi yaşamsal faaliyetlerini sürdürebilmek için dış çevreden bazı maddeler ve enerji almak zorundadırlar. Bu maddeler ve enerji, yaşamsal faaliyetlerin sürdürülebilmesi için gereken organik moleküllerin sentezlenmesinde kullanılacaktır. Dış çevreden alınan maddeler ya önce parçalanarak yıkıma uğratılacak ya da yıkıma gerek kalmadan gerekli moleküllerin sentezlenmesinde kullanılacaktır.
Bazal Metabolizma: Bazal metabolizma vücudun istirahat halinde iken ne kadar enerji yaktığıdır. Bu total, vücudun yaklaşık olarak metabolizma hızının yüzde 60’ına denk gelmektedir. Yani bu demektir ki normal şartlarda vücudumuz günlük ihtiyaçlarımızı karşılayabilmektedir. Metabolizma hızını yaş, cinsiyet, genetik yapı, hastalıklar, günlük tüketilen karbonhidrat miktarı, hava sıcaklığı etkiler” dedi.
Metabolizmayı hızlandıran besinler
Diyetisyen Ezgi Topyıldız, metabolizmayı hızlandıran besinleri şöyle sıraladı;
Acı Biber: Acı bibere “yakıcı” özelliğini veren “capsaicin” içeren yiyecekler metabolizmayı hızlandıran besinler arasında ilk sırada gelmektedir. Acı biber, yendikten sonra 3 saat boyunca metabolizma hızını 1.2-2 katına kadar yükseltebilir. Yemeklerinizde pul biber, acı toz biber, sivri biber kullanarak gün boyu yaktığınız kalori miktarını arttırmanız mümkün. Acı biberin bir diğer avantajı da iştahı azaltarak tokluk hissini uzatmasıdır. Acı biber dışında kekik, kişniş ve tarçında bir miktar capcaicin içermektedir.
Zencefil: Zencefil sindirime yardımcı olurken vücut sıcaklığını yükseltir ve yemeklerden sonra metabolizma hızını yaklaşık yüzde 20 oranından arttırır.
Yeşil Çay: Kafein içeren yeşil çay, aynı zamanda vücut sıcaklığını yükselterek metabolizmayı hızlandıran “fenol” adında bileşikler içermektedir. Taze yeşil çay demleyerek sıcak veya soğuk olarak içebilirsiniz. Kafein içeren kahve, oolong çayı ve normal çay gibi diğer içecekler de metabolizmayı hızlandırmak için önerilen içecekler arasındadır.
Protein: Protein, karbonhidrata göre daha uzun sürede sindirildiği için protein bakımından zengin bir yemekten sonra sindirim sistemi daha fazla enerjiye ihtiyaç duyar ve yakılan kalori miktarı artar. Balık, tavuk, hindi gibi kırmızı ete göre daha az yağ içeren protein kaynaklarını daha sık tüketebilirsiniz.
Lifli Yiyecekler: Besinlerin sindirilmeyen kısmı olan lif (posa), sindirim sırasında vücudun kullandığı enerjiyi arttırarak metabolizmanın daha hızlı çalışmasını sağlar. Ayrıca suda çözünen ve çözünmeyen besin lifleri genel olarak sindirime yardımcı olur, kabızlık ve ishal gibi sindirime bağlı sorunları önler. Lif bakımından zengin besinler arasında brokoli, ıspanak, kale, elma, portakal, greyfurt, lahana, yulaf, kepekli tahıllar, fındık, badem ve kabak çekirdeği sayılabilir.
Tarçın: Tarçının zayıflamaya yardımcı olan iki etkisi vardır. İlki kan şekerini düzenleyerek öğünler arasında yaşanan açlığı bastırır ve yemeklerden sonra daha uzun süre tokluk hissi sağlar. İkincisi ise sindirimi sırasında vücut sıcaklığını yükselterek termik etki yaratır. Bu termik etkiyle birlikte metabolizma hızlanır ve harcanan enerji miktarı artar.
Keten tohumu: Keten tohumu, midede su alarak şişmekte ve tokluk hissi yaratmaktadır. Barsak hareketlerini artırarak dışkılamayı kolaylaştırır. Ayrıca sindirim sistemi üzerindeki olumlu etkilerinden dolayı metabolizma hızını arttırır. 1 kase yoğurdun içine 1 tatlı kaşığı keten tohumu karıştırarak tüketebilirsiniz. Mutlaka arkasından 2 su bardağı su tüketin.
Ananas: Ananas bromelain denilen sindirim enzimi içerir ve bu enzim proteinlerin sindiriminde etkilidir. Vücutta oluşan yıkım olaylarını çabuklaştırır. Dolayısıyla metabolizma hızlandırıcı etkisi vardır”
Diyetisyen Ezgi Topyıldız, metabolizmayı hızlandırmak için ise şu önerilerde bulundu;
“Daha çok su tüketin.
Sabah kahvaltılarını ve öğle yemeklerini güçlendirin.
Akşam yemeklerinizi erken saate çekin ve hafifletin.
Ara öğünleri kesinlikle ihmal etmeyin.
İşlenmiş gıdalar yerine doğal besinleri tercih edin.
Yiyeceklerinize baharat ilave edin.
Daha çok ve sık hareket edin.
Kendinizi asla aç bırakmayın.
Çiğ sebze tüketmeye özen gösterin.
Kesinlikle öğün atlamayın” İHA
23/02/2016
Çünkü sağlık en kıymetli hazinemiz.
Click here to claim your Sponsored Listing.
Category
Website
Address
Istanbul
34045
