uzm.dyt.zuhal_bayel
Merhaba, ben UZMAN DİYETİSYEN & SAÇ-BAKIM-GÜZELLİK UZMANI ZÜHAL AYNACI BAYEL. Sizlere bu tür mecralardan her konuda yardımcı olabilmeyi temenni ediyorum.
Her türlü soru ve görüşleriniz için mesaj atabilirsiniz.
18/04/2026
15 Haziran 1954 tarihinde İstanbul'da doğdu. Annesi, oyuncu Sıdıka Nedret Ener'dir. Bedia Ener, oyunculuğa 1968 yılında, Bakırköy Halkevi'nde sahnelenen bir oyunda annesi Nedret Hanım ile birlikte sahneye çıkarak başladı.[2][3] 1970 yılında İstanbul Şehir Tiyatroları kadrosuna girdi. Şehir Tiyatroları'ndan sonra Haldun Dormen Tiyatrosu, Gazanfer Özcan Tiyatrosu, Yeditepe Oyuncuları, Asuman Dabak Tiyatrosu gibi topluluklarda çalıştı.
Tiyatroculuğun yanı sıra radyoda çocuk oyunları ve "arkası yarın" programlarında çalıştı; Cumartesi'den Pazara adlı programın sunuculuğunu yaptı.[3] 17 yaşından itibaren seslendirme sanatçılığı da yaptı ve sesi ile Türkiye'de tanındı.[4] Seslendirdiği aktrisler arasında Whoopi Goldberg, Bette Midler, Jacqueline Bisset, Glenn Close, Helen Mirren bulunur.[4] Harry Potter adlı fantastik roman serisinin filmlerinde Profesör McGonagall'ın Türkçe seslendirmesini yapmıştır.[5][6][7][8] Seslendirme alanındaki başarısı nedeniyle 2016'da Kültür ve Turizm Bakanlığı, TÜRSAK ve Kültür Kenti Vakfı iş birliğinde düzenlenen ödül töreninde ödüllendirilmiştir.[9]
Yaprak Dökümü, Kırık Kanatlar, Bir Zamanlar Osmanlı, Ada Masalı ve Mahallenin Muhtarları gibi birçok televizyon yapımında rol aldı. Rol aldığı yapımlarda genellikle iyi anne, uysal kadın, güzel komşu rollerini canlandırdı.[4] Özellikle 2006-2010 arasında yayımlanan Yaprak Dökümü'ndeki Neyyir Hanım rolü ile tanındı.[10]
1989 yılında seslendirme sanatçısı ve dublaj yönetmeni Çetin Öztep ile evlendi. Çiftin, Bedia Ener'in annesinin adı olan Nedret Ener ismini verdikleri bir oğlu oldu.[3][11]
Bedia Ener, beyninde oluşan lenfoma nedeniyle 13 Ocak 2025'te 70 yaşında hayatını kaybetti.[12] 14 Ocak 2025'te Teşvikiye Camii'nde düzenlenen cenaze töreninin ardından Ümraniye Hekimbaşı Mezarlığı'na defnedildi.[
15/01/2026
Üniversite öğrencisiyken, salt bir rastlantı sonucu onu tanıdım. Yağmurlu bir kış günü, her zaman olduğu gibi, Eminefendi’ye gidemeyeceğim için, Şehzadebaşı’nda öğleyin sandviçlerimi yiyebilecek bir kahvehane arıyordum.
Bir de baktım, Yavrunun Çayhanesi adını taşıyan, içine ancak üç dört masa sığabilecek küçücük bir yer. Gençliğimde bile sayısı azalan, artık tümüyle yok olan gerçek bir çayhaneydi bu. Kahve, gazoz filan değil, ancak çay içebilirdiniz orada. Çayı da çok güzeldi.
Yaşlı başlı sahibine neden “Yavru” denildiğini hiçbir zaman öğrenemediğim çayhaneye oturduktan birkaç dakika sonra, içeriye bir ihtiyar girdi. Hem meteliksiz olduğu, hem de kılık kıyafetine metelik vermediği, her halinden belliydi. Sırtında eski bir mintan, bunun üstünde bir çeşit hırka; başına şimdiki dincilerinkine hiç benzemeyen acayip bir takke geçirmişti. Elinde, kılıfa geçirilmiş sopaya benzeyen bir şey tutuyordu.
Onu tanıdığım sırada sadece altmış yaşlarındaydı. Ama ancak yüz yaşında bir adamda görülebilecek kırışıklar vardı .yüzünde ve bu kırışıklar aklın alamayacağı kadar ilginç çizgiler oluşturuyordu.
Daha kim olduğunu bilmediğim, ama gözümü yüzünden ayıramadığım adam, çayhane sahibine bir şey anlatıyordu. Anlattığı, basitin basiti bir durumdu: Sabahleyin, kömür sobası tütmüş, odaya duman dolmuş, sobayı bir türlü yakamamış. Gelgelelim, kısık sesiyle bunu öyle bir biçimde anlatıyordu ki, bu sıradan aksilik bir Sophokles tragedyasına dönüşüyor, onu dinlerken gözyaşlarımı zor tutuyordum.
Adam bana baktı; bir süre sustu. Sonra kılıcını kınından? çekercesine, neyini kılıfından çekti. İşte o zaman anladım onun Neyzen Tevfik olduğunu. İnanılmaz güzellikte bir müzik yayıldı Yavrunun küçücük çayhanesine. Radyoda ney dinlemiştim ara sıra; ama onun neyinden çıkan ses bambaşkaydı. Neyzen neyini kılıfına koyarken, benim dilim tutulmuştu, büyülenmiştim sanki.
Sonunda, kekeleyerek, “kimin parçası bu?” diye sorabildim. “Bir ere âşık olup, Kanuni Sultan Süleyman’ın ordusunun peşinden Viyana kapılarına kadar giden ve orada ölen bir kadının” dedi Neyzen. Hoşuma gideceğini bildiğinden, bu trajik öyküyü hemen o sırada uydurmuştu. Viyana kapılarına kadar giden kadının değil, Neyzen’in çoğu parçaları gibi bunun da kendi doğaçlaması olduğunu daha sonraları anladım. Çünkü Neyzen, genellikle başkalarının müziğini değil, ancak kendi müziğini üflerdi neyine.
Neyzen’i tanıdıktan sonra, Yavrunun Çayhanesine dadandım. Öğleyin arkadaşlarımla birlikte Eminefendi kahvesine ya da başka bir yere gideceğime, onları atlatır, doğru oraya koşardim. Neyzen bazen gelir, bazen gelmez, bazen konuşur, bazen susar, bazen de ney üflerdi. Arkadaşlarım, benim Şehzadeba-şı’nın bir varoşunda (buna Fransızca olarak “les bas-fonds de Şehzadebaşı” diyorlardı) herkesten gizlenmesi gereken tehlikeli bir aşk serüveni yaşadığım kanısına varmışlar; bu sırrı çözebilmek için, beni izlemeye karar vermişler.
Bir öğle vakti, Yavrunun Çayhanesine girer girmez, kızların ikisi peşimden oraya daldılar. Bizim çok alafranga Fransız Edebiyatı bölümünün en alafranga ilk kızıydı bunlar. Onların hemen arkasından Neyzen gelince, fena halde telaşlandım. Neyzen çok alıngan, müthiş öfkelenen, öfkelenince de çok kırıcı olabilen bir insandı.
Arkadaşlarım onu kızdıracak bir şey söyleyecekler diye ödüm kopuyordu. Nitekim korktuğum oldu. Neyzen Tevfik diye bir fenomenden hiç haberleri olmadığından, ona kim olduğunu sordular. “Neyzen” sözcüğünün ne anlama geldiğini öğrenince de, “bize ney çal öyleyse” dediler. Neyzen’in onların canına okuyacağını sanıp, fenalıklar geçirdim. Oysa büyük bir sükûnet içinde, “ney çalınmaz, ney üflenir” dedi. Sonra neyini kılıfından çıkardı, üflemeye başladı.
Ben büyülenmiş dinlerken, arkamdan hafif hıçkırık seslerinin geldiğinin farkına vardım: Böyle bir müziği ömürlerinde ilk kez duyan iki alafranga kız, biribirlerine sarılmış, hüngür hüngür ağlıyorlardı...
Mina Urgan / Bir Dinozorun Anıları
Dünya Gözüme Kaçtı
01/10/2025
Afyon'da sokak hayvanlarını beslemek yasaklandı. Bu kampanyayı imzala
04/11/2023
Nazilli Sümerbank Basma Fabrikasında Düzenlenen Baloya Katılan İşçi Kadınlar..🇹🇷👏
1930'lu yılların sonu...
Türkiye’deki fabrikalarda Beethoven dinleyerek çalışan hiç işçi var mı?
Dün vardı…
Nazilli Sümerbank Basma Fabrikası’nda Beethoven çalıyordu.
Piyanosu olan bir fabrikadan bahsediyoruz.
Emekçilerinin koro kurdukları ve klasik müzik seslendirdikleri bir fabrikadan!
İşçi korosu, sadece Nazilli’de değil, Aydın ve Denizli gibi çevre illerde konserler veriyor ve ATATÜRK’ün çok önemsediği çok sesli müziği Anadolu’ya tanıtıyordu.
Ayrıca:
İşçilerin radyosu vardı.
Tiyatro yapıyorlardı.
Fabrika bir eğitim kurumu gibiydi.
İşçiler yemek aralarında dünya klasiklerini okuyordu.
Fabrikada eğlenceler düzenleniyordu. Balolar yapılıyordu.
Haftada 6 filmin gösterildiği 700 kişilik sinema salonu vardı.
Kurulan “Sümer Halkevi”nde halka biçki-dikiş kursları veriliyordu. Yılda iki kere
halka basma dağıtılıyordu.
Fabrikada işçilere okuma yazma öğretmek için beş sınıflı okul vardı. “Sümer İlköğretim Okulu” adlı bu işçi okulu 980 öğrenciye sahipti.
İşçi çocukları için 26 yatak ve 40 mevcutlu bir kreş kurulmuştu.
Lacivert – beyaz renkli Sümer Spor; atletizmden bisiklete, futboldan yüzmeye kadar birçok branşta faaldi.
Paten yapılıyordu.
Bisiklet yarışları düzenleniyordu.
Fabrika bünyesinde 40 yataklı bir hastane, bir eczane, bir de laboratuvar vardı.
İşçiler ve memurlar, fabrikanın hemen önünde özel olarak inşa edilen 264 dairelik ve bin kişilik lojmanlarda kalırken, bekar işçiler için 350 kişilik bir “Bekar İşçi Evleri” vardı.
İşçiler arasında Türkiye’nin dört bir yanından gelenler olduğu gibi,
Yunanistan’dan Bulgaristan’a, Almanya’dan İsviçre’ye kadar yurtdışından çalışmaya gelen 1200 işçi vardı.
Şehir merkezi ile fabrika arasında gidip gelen ve fabrika çalışanlarının yanı sıra Nazilli halkının da ücretsiz olarak binebildiği “Gıdı Gıdı Treni” vardı! Ve Gıdı Gıdı isminde mizah gazetesi çıkıyordu…Yoksa eskidenmi biz güzeldik ...
Alıntıdır..
Click here to claim your Sponsored Listing.
Category
Contact the business
Address
Çiftlikköy Mahallesi Mersin Üniversite Cd Üniversite Trend Apt, Altınportakal Kafe Yanı, Univ Kapı Girişi, Melis Konaklama Karşısı Kat 3 No 15 Yenişehir MERSİN
Mersin
33160
