KADIN OLMAK

KADIN OLMAK

Share

Kadınların insan hakları, toplumsal cinsiyet eşitliği, sosyoekonomik kalkınma ve barış aras?

Kadınların insan hakları, toplumsal cinsiyet eşitliği, sosyoekonomik kalkınma ve barış arasındaki bağlantı giderek daha belirgin hale gelmektedir.

20/04/2025

Güzellik Aynada Değil, İçimizde Başlar

Güzellik dediğimiz şey; sadece doğru krem, doğru saç rengi ya da pürüzsüz bir cilt değil. Asıl güzellik, kendimize verdiğimiz değerle başlar. Sabah aynaya bakıp gülümsemek, yaş aldıkça olgunlaşan yüz çizgilerimize şükran duymak, içsel bir dönüşümün yansımasıdır.

Ruhun parladığında, tenin de parlar. Bu yüzden bakım rutinlerine kendini sevme ritüelleri de ekle. Günde beş dakikalık bir sessizlik, minik bir yürüyüş ya da içinden gelen bir teşekkür, dış güzelliğini de şekillendirir.

Unutma: Her yaşın kendine özgü bir ışıltısı vardır. Sen sadece içindeki ışığı söndürme, yeter.
̈zellik

22/07/2024

Bir konuşma sırasında adamın biri kadının birine sormuş :
‘Nasıl bir erkek arıyor sun?’
Kadın bir süre sessiz kaldıktan sonra adamın gözlerinin içine
bakarak sormuş: ‘Gerçekten bilmek istiyor musun?’
Adam biraz isteksiz: ‘Evet’ demiş.
Ve kadın başlamış anlatmaya;
‘Bugün ve bu yaşta bir kadın olarak, bir erkeğe onun benim için
benim kendime yapabileceğimden fazla ne yapabileceğini soracak
konumdayım.
Kendi masraflarımı karşılayabiliyorum.
Bir erkeğin ya da bir başka
kadının yardımına gerek duymadan evimi idare ediyorum.
Böyle olunca,
‘Sen masaya ne koyuyor sun?’ sorusunu sorma
konumundayım.
Adam kadına bakmış. Paradan söz ettigini düşünüyormuş.
Kadın hemen bu düşünceyi düzeltmiş: ‘Sözünü ettiğim, para değil.
Ondan öte bir şey istiyorum.
Hayatın her alanında mükemmeliyeti
arayan bir erkeğe ihtiyacım var.’
Adam arkasına yaslanıp kollarını kavuşturarak kadından biraz
daha açıklama istemiş.
Kadın başlamış anlatmaya:
‘Kendini zihnen mükemmelleştirmeye çalışan birini istiyorum,
çünkü sohbet ve zihnen uyarılma arıyorum.
Basit bir adama ihtiyacım yok.
Ruhen mükemmelleşmeye çalışan birini arıyorum, çünkü dengesiz
bir birleşmeye ihtiyacım yok.
İnananlarla inanmayanların bir araya gelmesi felakete yol açar.
Bir kadın olarak yaşadıklarımı anlayacak kadar duyarlı,
ayağımı sağlam basmamı sağlayacak kadar güçlü bir erkek arıyorum.
Saygı duyabileceğim birini arıyorum.
Ona boyun eğmem için
onu saymam gerekir. Ben ona ne kadar dürüst ve açıksam,
onun da bana dürüst ve açık olması gerekir.
Kendi işini, hayatını yürütemeyen adama boyun eğemem.
Boyun eğme konusunda sorunum yok…
Yeter ki buna değer biri olsun.
Kendine yardım edemeyen adama ben yardım edemem.’
Kadın aklından geçenleri böyle döküverdikten sonra adama bakmış.
Adam yüzünde şaşkın bir ifadeyle oturakalmış:
‘Çok fazla şey istiyorsun.’ demiş.
‘Değerim çok fazla.’ diye yanıtlamış kadın.
Değeri çok fazla olan bütün kadınlara ... 💙❤

Alıntı.

05/07/2024

ŞAHMERAN...

Binlerce yıl önce yedi katlı yeraltında Tarsus'ta yaşayan yılanlar vardı.
Meran adı verilen bu yılanlar, gerçekten akıllı ve şefkatli idi...
Onlar barış içinde yaşarlardı.
Meranların kraliçesine Şahmeran denirdi...
O genç ve güzel bir kadındı.
Efsaneye göre, Şahmeran'ı gören ilk insan Cemşab oldu.
O, geçimi için odun satan fakir bir ailenin oğluydu.
Bir gün Cemşab ve arkadaşları bal dolu bir mağara keşfederler. Balı çıkarmak için Cemşab'ı aşağıya indiren arkadaşları, epey miktar bal çıkarınca, paylarına daha çok bal düşmesi için onu orada bırakıp kaçarlar.
Cemşab mağarada bir delik görür ve buradan ışık sızdığını fark eder.
Cebindeki bıçak ile deliği büyütünce, ömründe görmediği kadar güzel bir bahçeye girer.
Bu bahçede eşi benzeri olmayan çiçekler ve bir havuz ile pek çok yılan görür.
Havuzun başındaki tahtta süt beyaz vücutlu bir yılan oturmaktadır.
Şahmeran'ın güvenini kazanan Cemşab uzun yıllar bu bahçede yaşar. Şahmeran ona tıp biliminin bilinmediklerini öğretir.
Yıllar sonra, ailesini çok özlediğini söyleyip gitmek için yalvarır. Bunun üzerine Şahmeran da kendisini salıvereceğini, ancak yerini kimseye söylemeyeceğine dair söz vermesini ister.
Şahmeran'a söz verip ailesine kavuşan Cemşab uzun yıllar verdiği sözünde durarak Şahmeran'ın yerini kimseye söylemez..
Bir gün ülkenin padişahı hastalanır.
Vezir, hastalığın çaresinin Şahmeran'ın etini yemek olduğunu söyler ve her yere haber salınır.
Ancak hiç kimse görmemiştir Şahmeranı.
Ancak biliyorlar ki Şahmeranı gören kişilerin vücutlarında pullar oluşurmuş.
Ülkenin veziri herkesi tek tek hamama sokmuş.
Sıra Cemşab'a gelmiş.
Cemşab soyununca vezir Cemşab'ın derisinde pullar olduğunu görünce Cemşab'ı konuşturmayı başarır.
Cemşab kuyunun yerini gösterince Şahmeran bulunup dışarı çıkarılır.
Cemşab çok üzgündür ama mecbur kalmıştır .
Şahmeran onu anlamıştır..
Şahmeran Cemşab'a, "-Benim başımı kaynatıp padişaha içir, padişah kurtulsun, gövdemi de vezire içir, ölsün, kuyruğumu da kaynatıp sen iç, böylece Lokman Hekim ol"
der.
Böylece vezir ölmüş, Padişah da iyileşip Cemşab'ı veziri yapar...
Ve rivayete göre de Cemşab böylece Lokman Hekim olmuştur...
Efsaneye göre Şahmeran'ın öldürüldüğünü yılanlar o günden beri bilmemektedirler.
Tarsus'un, Şahmeran'ın öldürüldüğünü öğrenen yılanlar tarafından bir gün istila edileceği rivayet edilir....🙏🙏💖💖

02/07/2024

Suskunluk zarif bir isyandır,
Kelimeleri zayi etmeme
Duymak istenilmeyen kelimelerin önüne çekilmiş bir bariyer gibi,
Sözcükleri durdurma biçimidir...

Suskunluk kırılmış bir insanın , kırmamak için verdiği gayrettir...

Suskunluk konuşarak hallolmayan her şeyin üzerine vurulmuş bir mühür,
İnsan kalma mücadelesidir...

Ağırdır ağrılıdır sabıra sabır doğurtur,
İçte çok şeyi yıkar soğutur
Ama karşındaki insanları yıkmamak için de
Sessizce yıkılmaya razı bir duruş biçimidir...

Ve suskunluk,
Her kişinin değil,
Gerçekten kırılmak nedir bilenlerin harcıdır...!

02/07/2024

50 yaşında artık kısıtlamalara dayanamazsın.
Sutyene çok sıkı duramazsın, köşelerindeki tozları kontrol eden yengeyle zorla yemek yemek, koltuk değneklerinde topuklu ayakkabılar ve durum gülümsemeleri....
50 yaşında artık kanıtlamak istemiyorsun.
Neysen osun, yaptığın şeyler ve hala yapmak istediğin şeyler.
Başkaları için iyiyse, iyidir.
Aksi takdirde aynı şey.
50 yaşında çocuğun olup olmaması önemli değil.
Hala anne olacaksın:annen,baban,kimsesiz bir teyze,köpeğin veya sokakta topladığın dağılmış kedi.
Ve eğer bunların hepsi yoksa, kendi kendine bir anne olacaksın.
Çünkü yıllar geçtikçe, sonunda sevdiğin bir bedene sahip çıkmayı, sadece başkalarının gözünde daha da kusurlu hale getirmeyi öğreneceksin.
Dolabın yarısının yanlış boyutta olması kimin umrunda.
Önemli olan ayağa kalktığında sırtının çok fazla gıcırdamaması, göğüslerine dokunduğunda t***k hissetmemen ve adet görmenin sonunda başkaları için sorun haline gelmesi.
50 yaşında özgürlüğü arzuluyorsun.
Hayır demekte özgür, tüm Pazar pijamalarınla kalmakta özgür, başkaları için değil kendin için güzel hissetmekte özgür.
Yalnız yürümeye özgürlük: seni sevenler ayaklarının dibinde, başkalarını umursamayanlar.
Trafik ışıklarında sana kötü baksalar bile arabada avazın çıktığı kadar şarkı söylemekte özgürsün.
Artık kontrol edilecek sınıf kayıtlarınız veya dayanacak anne sohbetleriniz olmayacak.
20 yaşında gibi hayallerin olacak ve her tanrıdan onları gerçekleştirmek için zaman isteyeceksin.
Sevdiğin adamlar için soyunacaksın ve seni titreten güvensizlikler.
Ve şimdi, ömrünün yarısını büyük lokmalar içinde, aceleyle yediğin için, günlerin tüm şekerini, tuzunu yavaş yavaş tatma arzusunu karşında bulacaksın.

02/07/2024

Çiçeklerle konuşan kadınlara, yahut da yağmurda ıslanmayı seven insanların cesaretine hep hayran kalmışımdır..

Her şeye güzel tarafından bakabilmekte empati kurmaktan geçer genelde...
Kadife diye bir tabir vardır ya
öyle işte..

Bir yerde oturup kalkmasını bilen, konuştuğu kelimelere dikkat eden kaç kişi vardır etrafımızda; saymaya kalksak avuç içi kadar çıkar içimizden. Belki daha az.

Çünkü herşey sahte, herkes çok değişti.
Yüzlerle birlikte roller de öyle..
Ucuz insanların basit kuralları vardı.
Derin anlamları onlan insanlarınsa ucuz ihtiyaçları akıllarda kaldı hep...

Saygının bittiği yerde sevgisizlik başladı, ve güvensizlik en büyük rol çaldı hayatımızdan.
Bizde eşlik ettiği bir güzel...

Ve kaç cümleyi kırdık, kaç kelimeyi ihlal ettik saymadım bile..
Kimleri inciterek üst raflara reçel kavonozları dizdik.
Ve kaç omza basarak en üste çıkmaya çalıştık en altan sevgilerle..

"Kol kırıldı, yel içinde kaldı" bazılarına göre.
Bazıları da hala en kötüyken en iyi baş rolde oynadı.
Oyun güzel, sahne güzel, alkış çok..
Tamam işte!

En argo konuşma şekline sahip olan kişiyi ,
en cüretkar yaptık.
Lafı alttan alanları güçsüz,
Saygısız olanları açık sözlü ilan ettik.
Yalancıları en güvenilir hale getirdik...

Bana göre ise, düşüncesinde hiçbir art niyet olmayan insanlara salak muamelesi yapanlar kendi şeytanlığını da ilan etmiş oldular İstisnasız...!

22/06/2024

Kadının bir Prenses olarak kapıdan içeri alınıp, Anneleştirildiği ilişkiler yaşıyoruz.
Bir erkek bir kadını cinsellik yaşamaya başlayana kadar idealize ediyor.
Onun ilgi ve onayını kazanmak için bütün eril niteliklerini çalıştırıyor.
Cinsellik alanına girince çok büyük bir çoğunluğu aslında kendini hazır olmadığı bir meydana çıkmış gibi hissediyor.
Kadına bu alanda eşit muamele gören ve hatta talepkar olabilecek bir rol vermemeye çalışıyor.
Rahime ve memeye sahip olduğu anda kadın değil anne olmaya geçmen bekleniyor.
Anlayışlı, şefkatli, biraz çekip çeviren, azarlayıp yöneten ama onun çocuk-ergen dönemine dönmesine izin veren, sahiplenici dişi...
Kadın hep erkeğin ilk başta gösterdiği eril performansı yeniden görme umudu içinde,
Kendisinden beklenen şefkati ve anaçlığı sunmaya devam ediyor.
Ve giderek kendisini arzu uyandırmayan, ilgiyi bir türlü üzerine çekemeyen ama hep daha fazla beklentiye maruz kalan bir insan olarak görmeye başlıyor.
Bu bir çıkmaz sokak.
BAHAR dizisi de bu çıkmazı o kadar güzel tanımlamış ki...
Timur'un sevgi dolu, anlayışlı, var olması için güvenli bir alan açan Bahar'dan asla vazgeçememesi,
Fakat ona asla geçek bir kadın muamelesi yapamaması,
Eril yanını ulaşılmaz ve talepkar görünen, cinsel obje rolünden asla çıkmayan Rengin'e göstermesi,
Fakat Rengin onu aile temasının içine çekmeye başlayınca ona duyduğu arzunun da azalması ve Rengin'in giderek sevgi dilenen bir role bürünmesi...
Bu sahneler, olgunlaşmamış erkeğin ziyan ettiği ilişkiler el kitabından alıntılar gibi!
Kadın sevgi ve anlayış göstermeye başladığı anda dişi olmaktan cinselliksiz bir meme olmaya geçiyor.
Erkek hayatıyla ilgili yapmak istemediği her şeyi o kadına yüklemeye ve kendine henüz tamamlayamadığı ergenliğini doyasıya yaşayacak bir alan açmaya çalışıyor.
Bu süreçte bazıları erilcilik oynayacakları dişiler de buluyorlar.
Bazıları mükemmel anneleri ile uslu uslu oturup tüm libidolarını başarılı olmaya yönlendiriyorlar.
Kadın ise dişil tarafını tam anlamıyla takdir edilmeyen bir yönde kullanırken, bir yandan da ayakta kalmak ve tatmin olabileceği başka başarı alanları yaratmak adına fazlasıyla eril bir role de bürünüyor.
Kadınların erkeklere ''benim bir çocuğa ihtiyacım yok'' demeyi öğrendikleri yere kadar böyle bir yaşamı sineye çekmek dışında şansları yok.
Ama bir çok kadının da bunu yapmaya cesareti yok.
Zira bir çok kadın annesi tarafından, evet eşinden eril bir sevgi alamayan annesi tarafından, babasının eksik bıraktığı ilgi ve özeni veren kişi olmaya teşvik ediliyor.
Bağ kurmak için alamadığı sevgiyi fazlasıyla vermek zorunda olduğu yanılgısı ile büyütülüyor.
Mecburen Bahar oluyor.
Ya da annesi gibi olmak yerine babası gibi olmaya karar veriyor, Rengin oluyor.
Erkeklere eğitim şart!
Erkeğin erkek olamadığı bir toplumda kadının hem sevgi dolu ve şefkatli bir insan olup hem sağlıklı benlik sınırlarını muhafaza etmesi çok zor hale geliyor.

21/06/2024

sınanmadığı her konuda kendini haklı ve güçlü zannedenleri gördükçe içimden zamanı var diyorum. yeri gelir, küçümseyip de yadırgadığınız şeyleri yaparken bulursunuz kendinizi. zamanın muazzam bir adaleti var. sabreden kazanır, daima.

28/05/2024

İyi ki Kadınım.❤️
Yüzümde, bana güzel anılarımı hatırlatan çizgilerim;
Gözlerimde, bana hedeflerimi hatırlatan mor halkalarım; kalbimde, sonsuz hissettiğim bir merhametim var.

Kendime has bir güzelliğim, kendi doğru bildiklerim;
Biraz çocukluğum, biraz deliliğim; Hem dağınıklığım, hem titizliğim var. Hem anneyim, hem sevgiliyim;
Ellerimde becerim, kendime yetebildiğim bir yüreğim var.
İyi ki kadınım;
Çünkü en karanlıkta bile, Kendime ışık olacak bir gücüm var.❤️♥️♥️♥️♥️

- KADIN NEDEN KORKAR ? 20/05/2024

https://www.fisiltihaberleri.com/yazi/kadin-neden-korkar-2218.html

- KADIN NEDEN KORKAR ? Zeynep Eylül SEVİM ( GÜZELLİK UZMANI ) yazdı : KADIN NEDEN KORKAR ?

09/05/2024

Oturur bir gece yarısı, bir adamın bir kadına yazdığı şiir olursun...
O şiir öyle güzel olmuştur içinde ruh bulursun...
Ahh o adamlar iyi ki aşık olmuşlar..
Ahh o kadınlar aşka ne çok yakışmışlar...

09/05/2024

Sümer tabletlerinde geçen beş bin yıllık beddua:

“Kaldığın yerlerin en hoşu kapının eşiği olsun. Hep yol kıyıları olsun barınağın.”

İnsana tutunamaması için beddua etmek… Anlaşılan o ki tutunamamak insanın başına gelebilecek en kötü şeymiş, hem de binlerce yıldır.

Want your business to be the top-listed Beauty Salon in Serdivan?
Click here to claim your Sponsored Listing.

Category

Telephone

Website

Address


Serdivan