Sine Aras Akten
Contact information, map and directions, contact form, opening hours, services, ratings, photos, videos and announcements from Sine Aras Akten, Health/Beauty, Queens, NY.
Vicdanın Çekildiği Yerde…
Bir toplumun çürümesi bazen büyük krizlerle başlamaz.
Bazen bir haftalık bebeğin, yetişkinlerin korkaklığına ve ahlaksızlığına terk edilmesiyle başlar.
Bazen denize dönmesi gereken bir caretta carettanın ayağına taş bağlamayı akıl eden bir canilikle…
Mesele yalnızca suç değil.
Mesele, insanın içindeki frenin bozulması.
Vicdanın susması.
Bebek artık bebek değil; bir yük.
Hayvan artık canlı değil; eziyet edilecek bir nesne.
İşte ahlaki çürüme tam burada başlar:
Karşındakinin acısını hissedemediğin anda.
Bugün bizi asıl yoran şey yalnız ekonomik kriz, siyaset ya da adaletsizlik değil.
Bizi yoran şey, bütün bunların içinde utanma duygusunun da kaybolması.
İnsanlar yaptıklarının ağırlığını taşımıyor artık.
Çocuğu bir kapıya,
suçu topluma,
günahı kadere,
vahşeti “bir anlık şey”e bırakıyorlar.
Oysa vicdan, insanın içindeki en eski mahkemedir.
Polisten önce çalışmalı.
Mahkemeden önce konuşmalı.
Kamera kaydına düşmeden önce insanı durdurmalı.
Çünkü ahlaksızlık yalnız kötülük yapmak değildir.
Ahlaksızlık, kötülüğü normalleştirmektir.
Daha kötüsü, kötülüğü seyredip geçmektir.
Cumhuriyet, hukuk, medeniyet, modernlik…
Hepsi büyük kelimeler.
Ama en savunmasız bebeğe, en küçük canlıya sahip çıkamayan bir toplumda bu kelimeler havada kalır.
Vicdan yoksa yasa geç kalır.
Ahlak yoksa eğitim eksik kalır.
Utanma yoksa toplum kalabalığa dönüşür.
Ve insan, ancak kendinden zayıf olana nasıl davrandığıyla insan olur.
Sine Aras Akten
Esra EROL ÖZBİR
06/17/2026
The Hidden Hero on the Hospital Floor
As a nephrologist, I often keep following my patients even after I sign off.
That is how I met her.
An elderly patient, Ms. B., had survived a heart attack, dialysis, delirium and months of hospitalization. Medically, she was improving. But she was alone.
One day, I saw a woman beside her bed. I thought she was family.
She looked familiar in the way people do when they quietly become part of the background of a hospital — calm, unhurried, moving with purpose. She spoke softly to Ms. B., adjusted her blanket, and stayed long after most visitors would have left.
Later, I saw the same woman mopping the floor.
She was not family.She was a hospital employee. I can not reveal her name but it is safe in my heart..
Every night, while cleaning the room, she listened to Ms. B.’s fears, confusion and loneliness.
She learned the details of her life, remembered small things that mattered to her, and offered steady conversation when the days felt endless. When Ms. B. began sleeping at night, she changed her shift to days — just to be there when no one else was.
After that, Ms. B. ate better. She joined rehab. She became calmer, stronger, more alive.
No order was placed for this.No billing code captured it.But it healed.
That day, I learned again…
Empathy is not decoration.Empathy is treatment.
Some heroes wear white coats.Some carry stethoscopes.And some carry a mop — and heal in silence.
Sine Aras Akten
06/15/2026
Thank you for your support!
The People’s Artist
06/14/2026
“Roaring Era” ..
We got the point ❤️ and love in dancing!
Michael Arenella
Eskilerin bir lafı var.
Meşin yuvarlaktır..
Hayat gibi..
Hep koşalım ve doğru pasları verelim hayatta.
06/13/2026
Ben benim için kıymetlileri hep kalbimde biriktiririm.
Anthony Bourdain ya da doğru yazımıyla Anthony Michael Bourdain
Onlardan biri..
Amerikalı şef, yazar, televizyoncu ve modern gezgin-anlatıcılardan biriydi. 1956’da New York’ta doğdu; 2018’de Fransa’da, 61 yaşındayken hayatını kaybetti.
Onu ünlü yapan şey yalnızca yemek değil…
Bourdain, mutfağı bir sınıf meselesi, bir emek alanı, bir göç hikâyesi ve bazen de bir ülkenin ruhunu anlamanın kapısı gibi idi.
Ben o duygular ile izliyordum.
Önce şef olarak çalıştı; sonra Kitchen Confidential kitabıyla restoran mutfaklarının sert, kirli, tutkulu ve hiyerarşik dünyasını açığa çıkardı. Kitap, onu mutfaktan çıkarıp edebiyat ve televizyon dünyasına taşıdı.
Televizyonda No Reservations ve özellikle Parts Unknown ile dünyayı gezerken nöbet yaptığım hastane odalarında onu izlerdim…
Ama klasik “gezi-yemek programı” yapmazdı. Vietnam’da bir kase çorbayı, Lübnan’da savaşın gölgesindeki sofrayı, İran’da misafirperverliği, Tokyo’da yalnızlığı anlatırdı yeni bir New Yorklu asistana.
Bir insanı anlamak istiyorsan, önce onun sofrasına otur, derdi.
Ben hasta yatağındaydım.
O yeme hazzını ben ölümün sesini duyardım.
Bourdain büyülerdi..
O yüzden onu yalnızca “şef” diye anlatmak eksik kalıyor bende ; o daha çok yemek üzerinden dünyayı okuyan bir gazeteci-yazar ile gece yalnızlığımı paylaşan bir sofra insanıydı.
Karanlık tarafı da vardı. Bağımlılık geçmişini, öfkesini, yalnızlığını, iç çelişkilerini saklamadı.
2018’deki ölümü bana supriz olmadı ama çok üzdü; çünkü Bourdain dünyaya çok meraklı görünen ama kendi içinde çok yorulan insanlardan biriydi ve bunu hissedenler azdı.
Bence Anthony Bourdain ve benim gibiler için..
Dünya, haritada değil;
sofrada, sokakta, mutfakta ve insanın yüzünde okunan bir şey..
Okuyanları yok olduğunda o da yok olur..
Tıpkı kendi gibi..
Rahmetle..
Sine Aras Akten anthonybourdain
06/12/2026
Dünyaya Bir Kez Bakmak!
“Dünyaya bir kez bakarız: çocukken.Geri kalan her şey hafızadır.”
Louise Glück’ün bu sözü, nostaljik bir çocukluk cümlesinden çok daha fazlası…
Çünkü çocukluk, dünyayı ilk gördüğümüz yer değil yalnızca; bakışımızın kurulduğu yerdir.
İnsan orada güveni, korkuyu, aidiyeti, kaybı, utancı ve sevgiyi öğrenir. Sonra hayat boyunca gördüğünü sandığı birçok şey, aslında o ilk bakışın yankısı olur.
Glück’ün şiiri de tam buradan konuşur: evin içinden, mutfaktan, çocukluk odasından, evlilik masasından, suskunluklardan…
Onun dünyasında toplum önce ailede başlar.
Meadowlands’te bir evliliğin çözülüşünü anlatırken Homeros’un Odysseia mitini eve indirir. Kahramanlık mutfak konuşmasına, destan evlilik tartışmasına, bekleyiş ise gündelik yorgunluğa dönüşür.
“Nostos” yani eve dönüş…
Ama Glück için eve dönüş, gerçekten geri varmak değildir. Çünkü insan çocukluğa dönemez; onu yalnızca hatırlar.
Bir eve girdiğimizde yalnızca o evi görmeyiz; çocukluk evimizin ışığı da duvara düşer.Bir kokuyu duyduğumuzda yalnızca bugünü solumayız; geçmiş bedene geri gelir.
Hafıza romantik bir sığınak değildir. Bizi koruduğu kadar hapseder de.
Bu yüzden yaşamak biraz da kendi hafızamızla mücadele etmektir.
Kimimiz sevgiyi güvenle karşılarız.Kimimiz sevgi gelince kaçacak yer ararız.Kimimiz beklemeyi sadakat sanırız.Kimimiz gitmeyi özgürlük…
Bunların hepsi yalnızca karakter değildir; geçmişin ailevi ve toplumsal izleridir.
“Dünyaya bir kez bakarız: çocukken.Geri kalan her şey hafızadır.”
Öyledir…
Sine Aras Akten
06/08/2026
KOLTUK SEVDASI
Türkiye’de mesele yalnızca iktidarın koltuğu bırakmaması değil; o koltuğu eleştirenlerin, sıra kendilerine geldiğinde aynı tutkuyla ona sarılmasıdır.
Medyada yıllardır aynı yüzler ekranı bırakmaz, yeni seslere yer açmaz. Siyasette birleşmekten söz edilir ama kimse geri çekilmek istemez. Akademide profesör koltuğu bırakmaz; doçent kadro, genç akademisyen alan bulamaz.
Çünkü statü, hizmet etmenin aracı olmaktan çıkıp varoluşun kanıtına dönüşmüştür.
İnsanlar koltuğu bıraktıklarında görünmez olacaklarından korkar. Bu yüzden yerlerini devretmez, kendilerinden sonrakileri yetiştirmez, güçlü insanlarla birleşmek yerine onları tehdit olarak görürler.
İktidar, muhalefet, medya ve akademi…
Söylemleri farklı olsa da davranışları çoğu zaman aynıdır:
Böl, dışla, yükseleni engelle ve koltuğu mümkün olduğunca uzun süre koru.
Belki de Türkiye’nin en büyük sorunu yalnızca birleşememek değil, zamanı geldiğinde bırakmayı bilememektir.
Çünkü birleşmek bazen öne çıkmayı değil geri çekilmeyi; konuşmayı değil yer açmayı; yönetmeyi değil devretmeyi gerektirir.
Koltukların insanlardan daha uzun ömürlü olduğu bir toplumda yenilik doğmaz.
Yalnızca aynı düzen, farklı isimlerle tekrar eder.
Bu, toplumun kendi fotoğrafı mıdır bilinmez…
Ama nereye baksak karşımıza çıkar.
06/06/2026
EBOLA
Ebola, Filoviridae ailesinden, ağır seyirli ve ölümcül olabilen bir viral enfeksiyondur.
İnsanlara genellikle vahşi hayvanlardan geçer; sonra insandan insana kan, kusmuk, dışkı, ter, tükürük, meni gibi vücut sıvılarıyla doğrudan temas yoluyla bulaşır.
Havadan kolay yayılan bir virüs değildir.
Belirtiler genellikle temas sonrası 2–21 gün içinde başlar.
İlk dönemde ateş, halsizlik, kas ağrısı, baş ağrısı ve boğaz ağrısı olur; ilerledikçe kusma, ishal, karın ağrısı, döküntü, organ yetmezliği ve bazen kanama gelişebilir.
Ebola ilk kez 1976’da Demokratik Kongo Cumhuriyeti ve Sudan çevresindeki salgınlarla tanındı.
En büyük salgın 2014–2016 Batı Afrika salgınıydı; 28 binden fazla vaka ve 11 binden fazla ölümle modern halk sağlığı tarihinin en ağır Ebola krizlerinden biri oldu.
Tedavide temel yaklaşım erken tanı, izolasyon, sıvı-elektrolit desteği, organ desteği ve enfeksiyon kontrolüdür.
Zaire ebolavirüsüne karşı aşı vardır, ancak 2026’daki Bundibugyo türü için lisanslı spesifik aşı veya tedavi bulunmadığı bildirilmektedir.
Pandemi olur mu?
COVID gibi küresel, hızlı yayılan bir pandemi yapma olasılığı düşüktür; çünkü Ebola genellikle semptomlu hastayla yakın temas ve vücut sıvıları üzerinden bulaşır.
Ama sağlık sistemi zayıf, savaş/çatışma olan, temaslı takibi yapılamayan bölgelerde çok ciddi bölgesel salgın yapabilir.
2026’da Demokratik Kongo Cumhuriyeti ve Uganda’da Bundibugyo türüne bağlı salgın bildiriliyor; 5 Haziran 2026 itibarıyla Kongo’da 452 doğrulanmış vaka ve 82 ölüm, Uganda’da ise 19 vaka ve 2 ölüm bildirilmişti.
Tavsiyem sağlık kuruluşlarının Ebola hakkında hazırlık talimatları yapmaları..
Click here to claim your Sponsored Listing.
Category
Website
Address
Queens, NY
11377
